MÜCADELE GÜNÜ

5 ay önce
232 kez görüntülendi

MÜCADELE GÜNÜ

01/05/2020

MÜCADELE GÜNÜ

1 Mayıs’ın; mitingler, halaylar, çelenk koymalar, basın açıklamaları biçimindeki törensel yanının artık öne çıkarılmayıp, stratejik derinlikte mücadele aşamasına geçmesinin zamanı gelmiştir.  Daha çok görsel anlamdaki etkinliklerin bir kazanım sağlamadığı görülmekte, “yasak savma “ kabilinden geçiştirmelerden  el çekilmelidir.  “Ekmeğimin peşinde” çizgisinin   “ekmeği büyütmediği”, tersine giderek küçülttüğü kabul edilmelidir.  Çünkü su başlarını devler tutmakta; sıklaşan ekonomik krizlerin faturası emekçilere çıkarılmaktadır.  En basitinden; asgari ücretin miktarını belirlemek yetkisi yalnızca ve yalnızca siyasi erke aittir.

Salt bu örnekten yola çıkarsak; emekçilerin artık “el açan” değil, “paylaştıran” konuma geçmelerinin gerektiği açıktır.  Daha net bir söylemle; emekçiler “kendisi için sınıf” bilinciyle siyasi mücadele alanına dahil olmalıdırlar. 

Sosyal medyada-kendi çerçevem içinde- 1 Mayıs’la ilgili ; kadim dostum Av Faruk Haksal’ın değerlendirmesi dikkat çekici ve bir o oranda uyarıcıdır.  Dostum Haksal, işçi sınıfının ekonomik mücadelesinin önemli olduğunu belirttikten sonra, mücadelenin siyasi yöne evrimleşmesi gerektiğinin altını çiziyor:

“Gerçek mücadele tek tek patronlara karşı yürütülen ekonomik mücadelenin tümüne,onların egemen olduğu düzene karşı yönlendirilmesi, yani ekonomik mücadelenin siyasi mücadeleye evrilmesi gerekir.  Yani işçi snıfının gerçek mücadelesi bir iktidar mücadelesidir.”

Hani deniyor ya; salgından sora dünya artık eski dünya olmayacaktır.  Bu söz, üreten emekçi sınıflar için de geçerlidir.  Kapitalist patronların-ABD’nin acz içindeki ibretlik hali meydanda- artık yönetemediği; onların tek yaptığının emeği sömürmek olduğu apaçık ortadadır.  Türkiye’de emekçi sınıf artık bir düzen partisine- 1-2 milletvekili karşılığı- payanda olmaktan vazgeçmeli; deyim yerindeyse kendi göbeğini kendi kesmelidir.  Yani emekçi sınıf bilinen “üreten biziz, yöneten de biz olacağız” şiarıyla iktidara talip olmalıdır.

1 Mayıs mücadele günüdür.  Bu günü bir bayram coşkusu içinde kutlamak gerekmez mi?  Gerekir, ama her şeyin bir sırası var.  Bu bağlamda sözü yine Faruk Haksal’a vermek isterim:

“Tıpkı toplumun diğer sınıflarının mensupları gibi, eşit koşullara ve eşit imkânlara sahip olarak, gerçekten özgür ve kendi kendilerini yönetme hakkına sahip (yetkin) birer birey olabildikleri gün;

Bu ve benzeri talepleri serbestçe ileri sürebilme imkânına  sahip oldukları bir ortamda;

Ve bu iki unsurun yürürlükteki yönetim şeklinin merkezine yerleştiği anda;

Evet… Ancak bu şartlarda 1 Mayıs gerçek hedefine ulaşmış ve sahici bir coşku ile kutlanmış olacaktır.”

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık