İSLAM GEZGİNİ İBN-İ BATUTA GÖZÜYLE ANADOLU

3 ay önce
118 kez görüntülendi

İSLAM GEZGİNİ İBN-İ BATUTA GÖZÜYLE ANADOLU

14.Yüzyılda bilinen İslam coğrafyasını ezen ve gözlemlerini objektif bir bakış ile yazan ünlü gezginin Anadolu gözlemlerinden bir bölüm.

ANADOLU’YA AÇILIŞ

Otuzikinci Bölüm Notları

Lâzkıye’de Martelmîn adlı bir Cenevizlinin büyük

“korkora”sına [=ticaret gemisi] binerek “Türk ülkesi”ne

yöneldik.1 Burası Rum diyarı diye de bilinir. Çünkü eskiden

Rumlarınmış.Rumlar ve Yunanlılar asıl ahalidendir.

Müslümanlar orayı İslâma açtılar. Şu anda Müslüman

Türkmenlerin idaresi altında yaşayan bir hayli Hıristiyan

vardır bu ülkede.

Elverişli bir rüzgârla on günlük seyahatten sonra

Anadolu’nun ilk şehri olan Alâyâ’ya [=Alaiye=Alanya]

ulaştık. Yolculuğumuz sona erince gemi sahibi bizden “navl”

[=navlun, ücret] almadı. İkramından saydı bu yolculuğu…

Rum diyarı diye bilinen bu ülke, dünyanın belki en güzel

memleketi! Allah Teâlâ güzellikleri öbür ülkelere ayrı ayrı

dağıtırken burada hepsini bir araya toplamış! Dünyanın en

güzel insanları, en temiz kıyafetli halkı burada yaşar ve en

leziz yemekler de burada pişer. Allah Teâlâ’nın yarattığı

kullar içinde en şefkatli olanlar buranın halkıdır. Bu yüzden

şöyle denilir:

“Bolluk ve bereket Şam diyarında, sevgi ve merhamet ise

Rum’da!” Bu kelimeyle buranın halkı kastolunuyor.

Anadolu’ya geldiğimizde hangi zaviyeye gidersek gidelim

büyük alâka gördük. Komşularımız, kadın ya da erkek bize

ikramda bulunmaktan geri durmuyorlardı. Burada kadınlar

yüzlerini örtmezler. Yola çıkacağımız zaman akraba ya da ev

halkındanmışçasına bizimle vedalaşırlar; üzüntülerini gözyaşı

dökerek belli ederlerdi. Buranın âdeti gereğince ekmek

haftada bir gün pişirilir, öteki günlere yetecek kadar! Ekmek

günü, erkekler sıcak ekmekler ve nefis yemeklerle çevremizi

doldurur, şöyle derlerdi:

“Bunları size kadınlar gönderdi, sizden hayır dua

bekliyorlar!”Halk,İmam-A’zam Ebû Hanîfe Hazretleri’nin

mezhebindendir. Hak Teâlâ ondan razı olsun. Hepsi Ehl-i

Sünnet’tir. Aralarında ne Kaderî ne Râfıdî [=Râfizî] ne

Mu’tezilî ne Hâricî ne de başka bir sapkın bulunmaktadır.

Yüce Allah onları bu faziletleriyle diğer insanlardan üstün

kılmıştır. Ama haşîş [=haşhaş,eroin] yemekten çekinmiyorlar!

Demin de belirttiğimiz gibi Alanya deniz kıyısında bir

şehirdir, ahalisi tümüyle Türkmenlerden oluşuyor. Kahire,

İskenderiye ve Suriye tüccarları bu şehre gelip alışveriş

ederler. Kerestesi bol olduğu için buradan yüklenen balyalar

İskenderiye, Dimyat ve öteki Mısır limanlarına gönderilir.

Şehrin üst tarafında gayet sağlam ve sarp bir kale var. Ulu

sultan Alâeddîn [Keykubat] Rûmî tarafından yapılmıştır.2 Bu

şehirde belde kadısı Celâleddîn Erzincânî ile tanıştım. Cuma

günü benimle beraber kaleye çıkarak namaz kıldı. Bana

ikramda bulundu ve ziyafet verdi. Bir de Şemseddîn b.

Recîhânî diye bir adamın misafiri oldum. Bunun büyük

babası Alâeddîn [=İbn Köyük], siyahların yaşadığı Mâllî

ülkesinde vefat etmiştir.3

Alâyâ Sultanı

Cumartesi günü Kadı Celâleddîn’le birlikte atlarımıza

binerek Alâyâ [=Alanya] sultanı4 olan Karamanoğlu Yusuf

Beğ’le görüşmek üzere yola çıktık. “Beğ” hükümdar

demektir. Onun konağı, şehirden on mil uzaktaydı. Onu

sahilde bir tepenin üzerinde yalnız başına otururken buldum.

Vezirleri ve kumandanları daha aşağıda, askerleri ise sağ ve

sol taraflarda yer almışlardı. Saçları siyaha boyalıydı.

Kendisine selâm verdim. Bana nereden geldiğimi sordu.

Sorularını cevapladıktan sonra yanından ayrıldım. Arkadan

hediye gönderdi.

[Antalya]

Buradan Antalya’ya doğru yola çıktım. Şehrin adı Şam

diyarındaki Antakya isminin ölçüsündedir. Sadece “l” harfi

“k” harfinin yerini almıştır. Bu şehir, genişlik, güzellik ve

ihtişam bakımından dünyanın en güzel şehirlerinden. Gerek

planı, gerek düzenliliği ile diğer ülkelerdeki benzerlerinden

daha üstün bir durumda.Ahali içindeki taifeler ayrı ayrı mahallelere yerleşmiş.Hıristiyan tüccarlar “mînâ” [=liman] adıyla anılan semtte

oturmaktadırlar. Bu mahallenin çevresini büyük bir duvar

kuşatmakta. Cuma vakti ve her gece bu duvarın kapıları

kapalı tutulmaktadır.

Şehrin asıl halkı olan Rumlar başka bir mahallede kendi

başlarına oturuyorlar, onların bulundukları yer de surla

çevrilmiş.Yahudilerin de kendilerine ait yerleşim alanları vardır.

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık