BEN BİR HİÇİM-2

4 ay önce
278 kez görüntülendi

BEN BİR HİÇİM-2

BEN BİR HİÇİM-2

02/01/2022

“Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.”  Mevlana.

Daha fazla para, daha fazla güç ve maddi olarak mevcutta sahip olduklarından daha fazlasını isteme hali, insanın kendi farkındalığına varmadığının göstergesi. Yaşadığımız hayat, sahip olduklarımız gerçekte büyük bir yanılsamadan ibaret. Hayatımızı algılarımıza göre şekillendiriyoruz. Hayallerimiz, çocukluktan itibaren içine sokulduğumuz kalıplarla oluşmuş. Mutluluğu maddiyatta arıyoruz. İçinde bulunduğumuz ortamlar da, bizi bu yöne sürüklüyor. Aslında gerçek mutluluk bizim içimizde, kafamızda yarattığımız şekillerde, duygularımızda. Mutluluğu yakalamak için ihtiyacımız olan ise kendi farkındalığımıza varmada.

 

İnsanın farkındalığına varması, evren içindeki küçüklüğünü ve acizliğini kavraması üzerine doğu ve batı felsefesinde birçok düşünür, felsefeci ve birçok manevi lider kafa yormuş, çalışmalar yapmış. Batı felsefesinde daha çok nihilist yaklaşımlar hakimken doğu felsefinde Tanrı’nın evrensel hakimiyetine ulaşılmış.

Manevi anlamda HİÇLİK, Tanrı’nın yüceliği ve bilgeliği karşısında, O’na hayranlık ve saygı duyarak, kendi küçüklüğünün farkındalığını yaşama hali olarak açıklanıyor. Hiçlik, büyük bir bilgeliktir. Hiçlikte bilginin getirdiği tevazu vardır. Hiçlikte kendini ve haddini bilme hali vardır. Hiçlikte gurur ve kibir yoktur.

2012 yılında Dünya’ya serbest düşüş atlayışı yapan ve saatte 342 km hızla ses duvarını aşan Felix Baumgartner yaşadığı tecrübeyi şöyle açıklamış; “Dünya’nın tepesindeyken kibrinizden eser kalmıyor. Ne kıracağınız rekorları, ne de elde edeceğiniz bilimsel verileri düşünüyorsunuz. Tek istediğim sağ salim Dünya’ya dönebilmekti. Bazen ne kadar küçük olduğunuzu anlamak için çok yükseğe çıkmanız gerek”.

Makam, zenginlik ve sağlık geçicidir. Önemli olan bunlara sahipken değerini ve sonu olduğunu bilmektir. Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:

-Kimsin?

“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.” Dudak büküp önemsemediklerini görünce, bu defa Hoca sormuş:

– Sen kimsin?

“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.

“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş gene Nasrettin Hoca.

– Herhalde vali olurum.

– Daha sonra?

– Vezir

– Daha daha sonra ne olacaksın?

– Bir ihtimal sadrazam olabilirim.

– Peki, ondan sonra?”

Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş: “Hiç.”

– Daha niye kabarıyorsun be adam! Ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: “Hiçlik makamında!”

 Mevlana ise hiçlik makamında olduğunu şöyle anlatmış. “Sen benim bu alemde ünümü duymadın mı hiç ? Ben bir hiçim, hiç!”

Bir hiç olduğumuzu anlayıp, sınırlarımızdan kurtulmamız dileğiyle

Dilin kıymetini “ ârif ” olandan,
Gözün kıymetini “ âmâ ” olandan,
Sözün kıymetini “ lâl ” olandan,
Ekmeğin kıymetini “ aç ” olandan,
Aşk’ın kıymetini “ hiç ” olandan öğren !
Şems-i Tebrizi

 

Allah gizli bir hazinedir.Cemal-i Mutlaktır.Kesin ve sonsuz güzelliktir.Her güzellik gibi, bilinmek istedi ve âlemi yarattı.Âlem ise insan-ı kâmilin tafsile gelmiş halidir.Tıpkı bir ceviz ağacı tohumunun, ağaç haline gelmesi gibi. İnsan, ceviz ağacının tohumu ise, âlem onun tafsile gelmiş halidir; yani devasa bir ceviz ağacına dönüşmüş formudur. Cemal-i Mutlak’ın yansımalarıdır.

Parmenides’in yaklaşımı en güzel anlatan cümle kendisinin meşhur sözü olan “ Hiçlik hiçlikten gelir” (veya yokluk yokluktan gelir) şeklinde tercüme edilebilecek olan sözdür.

Materyalist yaklaşım da ise  Hegel için aşağıdaki liste yapılabilir.

Tez: Mutlak ve Saf Varlık

Antitez: Mutlak Yokluk

Sentez : Mutlağın Varoluşu

Tasavvuf  en üst mertebe olarak fenafillah’ı öngörür. Doğu disiplinleri ise Nirvana’ya ulaşmak. Her ikisi de beşeri, süfli duygulardan arınıp Tanrı’ya ulaşmak ve onun mutlaklığında yok olup HİÇ olmaktır.

HİÇLİK MAKAMI

 

Erenlere sordum; nasıl bakayım dedim

İrfanla, ibretle, hikmetle bak dediler…

Ben bir boşluktayım dedim:

Gel dolduralım dediler…

Peki diyerek aşk ocağında can oldum;

Sen değil biz seni murad ettik dediler…

Bana bir keramet gösterin dedim;

Dön de eski haline bir bak dediler….

Ben ne zaman kemale ererim dedim;

Ben demeyi bırakınca dediler…

Peki zikrime zikir katayım mı dedim;

Yok sana verdiğimiz sana ziyade dediler…

Kızdığım birine hesap sordum dedim;

Sen hesabı sorulansın dediler…

Bazılarını kınadım dedim;

Kınadığını yaşamadan ölemezsin dediler…

Ben de susmayı denerim dedim;

Aferin susan konuşandan çok öğrenir dediler…

Mevlamı bilmek istedim dedim;

Sen Evvel kendini bil dediler…

Kendimi nasıl bileceğim…? Ki dedim;

Ee Önce haddini bil dediler…

O zaman ben bir hiçmişim be yahu dedim;

O zaman Bu makamın kıymetini bil dediler…

 

“Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana; ‘HADDİMİ BİLİRİM’ derim.” Mevlana.

Siz siz olun, haddinizi ve bir “hiç” olduğunuzu bilin ki “HİÇLİĞE” ulaşasınız.

Aşağıdaki iki sekme aşağıdaki içeriği değiştirir.

Akay AKTAŞTarafından gönderilen en son gönderiler

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık