TEBA

2 yıl önce
564 kez görüntülendi

TEBA

28/04/2020

TEBA                                                                                                             

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e bir şişe kolonya ile dezenfektan hediye etmiş.  Gökçek bundan ziyadesiyle memnun olmuş; özel bir video hazırlatarak, “Dünyada tebasına iyi davranan…”sözlerle başlayan övgü dolu bir söylemde bulunmuş, Cumhurbaşkanına.

Fıkra bu ya; olmadık yerde olmadık çağrışımlar  yaratır.

“Terekeme” diye adlandırılan Kars’ın bir halkı var; saflıklarıyla bilinir ve bu özellikleriyle onlar hesabına söylenmiş nice fıkralar vardır, gülmece niyetli tabi.

Terekemenin biri sevinçle kahveye dalar.  Oradakiler merakla sorarlar:

-Ne oldu ne oldu?

-Tatın ağası beni dindirdi (benimle konuştu).

-Ne dedi ne dedi?

-Ay eşşek terekeme, atımın önünden çekil!

Garibanım, ağanın hakaretini bile bir iltifat saymış da sevinmiş.

“Teba”; bilindiği gibi krallık, imparatorluk, bizde beylik/padişahlık dönemlerinde yönetilen halkın nitelendirilmesidir.  Topraklar kralın/ padişahın mülküdür; o topraklar üzerinde yaşayanlar da onların malıdır/kuludur.  Batıda burjuva demokratik devrimlerle krallıklar/hanedanlıklar yıkılmış; toprağa bağlı serf “özgür yurttaş” olmuştur.  Bizde daha sonra; Kurtuluş Savaşı sonrası padişahlık sonlandırılmıştır.  Cumhuriyetle birlikte önceleri “Padişahım çok yaşa!” diye bağıranlar, bu kez “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırmışlardır.

Yurttaşı, padişahlık döneminde olduğu gibi çıkar karşılığı yağcılığa alıştıran işbirlikçi hükümetler-özellikle AKP dönemi- yurttaşın kimyasını hatırı sayılır ölçüde bozmuşlardır.  Cumhuriyetin başı dik insanının yerini bir koltuk, bir iş, bir sosyal yardım uğruna el-etek öpen kişiliği törpülenmiş sözümona yurttaşlar almıştır.

Kabahatin büyüğü alıştıran da değil, alışandadır.  Kendini “teba/kul” olarak –hem de herkesin gözü önünde- açık seçik nitelendirme günümüzde bireysel bir mesele olmaktan çıkmış, toplumsal şizofreniye dönüşmüştür.  Onlar nazarında ikbal/zenginlik yolu , ‘Reis’in önünde kul/köle olmaktır.

Bu ülkeyi İstanbul’da padişahın eteğini öpen kullar değil, onuru için canını ortaya koyan Anadolu insanı kurtardı.  Çağdaş olmanın; ülkeyi geleceğe taşımanın birinci koşulu özgür karakterli bir toplum olmaktır.  Bunu tekrar hatırlamamız/hatırlatmamız yakıcı bir sorunumuz olarak önümüzde durmaktadır.

The following two tabs change content below.

Gündüz MURGUL

Latest posts by Gündüz MURGUL (see all)

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık