MÜCAHİT HUN’UN YAŞAR KAYA SENDROMU YAZISI FAİK BULUT-YAŞAR KAYA ANILARI

8 ay önce
432 kez görüntülendi

MÜCAHİT HUN’UN YAŞAR KAYA SENDROMU YAZISI FAİK BULUT-YAŞAR KAYA ANILARI

MÜCAHİT HUN’UN YAŞAR KAYA SENDROMU YAZISI FAİK BULUT-YAŞAR KAYA ANILARI,

25/12/2019

         Mücahit Özden Hun’un “Yaşar Kaya Sendromu” başlıklı yazısından sonra Faik Bulut’un “Yaşar Kaya’nın Hatıralarındaki Ben” başlıklı 2016 yılında İlke Haber gazetesindeki yazısını okudum.

         Benim hafızamdaki Faik Bulut:

         1970 yılı idi. O tarihlerde Eğitim Enstitüleri tamamen öğretmen yetiştiren ve yatılı okullardı. Bu nedenle de yoksul Anadolu çocukları için bulunmaz bir nimetti.

         Okullara öğrenci iki kademeli sınavla alınırdı. Birincisi ülke genelinde test yapılırdı. Bu testte başarılı olanlar, daha sonra tercih ettikleri okulların yönetimi tarafından mülakata tabi tutulurdu. Bu mülakatlar son derece tarafsız, objektif ve sağlıklı olmakla birlikte yoksullarla, halk çocuklarına da ağırlık verilirdi.

         Ben Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümü üçüncü sınıfındayım. Okulların açılmasına az bir zaman var. Ama okulumuz yatılı olduğu için tatilde bile bizlere yemek çıkardı. Ve çoğumuz okuldan ayrılmaz, Ankara’da kalırdık. Ankara’yı bırakıp taşraya köye gitmenin mantığı yoktu.

         Test sınavları sonuçları belirlenmiş. Ankara Gaziyi tercih edenlerin listeleri ve mülakat yer ve günlerini gösterir çizelgeler asılmıştı. Ben bu listelere bir hemşerimiz var mı diye dikkatle baktım.

         Kağızman’dan Faik Bulut

         Iğdır’dan İsmet Sinay kazanmışlardı.

         Okulda belli bir saygınlığım, etkinliğim vardı. DEV-GENÇ yönetimindeyim. Bölüm Başkanına ve öğrenci derneği başkanına bu hemşerilerimin isimlerini vererek, önceden memleketten tanıdığımı yoksul aile çocukları olduğunu, iyi birer öğretmen olabilecekleri konusunda görüş bildirip, kefil oldum.

Ertuğrul Kürkçü ortada.Iğdır Adliyesi’nde duruşma saatini beklerken

         Her iki hemşerimde mülakatta başarılı olup, okula kayıt yaptırdılar. Faik Bulut sol cenahta yer alırken, İsmet Sinay ülkücü kesimle temas kurdu. Ve daha sonra da naklini Erzurum Eğitim Enstitüsüne aldırıp, oradan mezun oldu. Zira okulun siyasi iklimi İsmet Sinay’a uygun değildi.

         Faik Bulut, Filistin Rüyası kitabında bu hatıradan da bahsederek Iğdırlı Akay benimle ilgilendi. Beni sol çevrelerle tanıştırdı der. Ben ve çevrem tamamen Ertuğrul Kürkçü’den yana idik. Fakat Faik TİKKO’ya kendini daha yakın hissetti.

         Biz, yani yönetimdeki arkadaşlar 12 Mart Muhtırası sonrası Gazi Grubu olarak tutuklanıp Mamak’a tıkıldık.

1972 Ankara Mamak Askeri Cezaevi

         Faik Bulut kız Arkadaşım Ülkü ile birkaç kez hapisanede ziyaretime geldi. Ancak bilahare kız arkadaşım ile birlikte çıktıklarını duydum. Hapiste olmam nedeniyle doğruluğunu teyit etmeme veya bir şey dememe imkan ve ortam olmadığı için pas geçmek zorunda kaldım. Ancak şaiyası vukuundan beter ve racona, delikanlılığa, Doğulu olmaya ters bir durumdu.

 Daha sonra 1972 yılında Faik Filistin’de İsrail askerleri ile çatışıp yaralı olarak yakalandı. Uzun yıllar sanırım 8-9 yıl hapis yattı. İsveçli bir avukatı ile belki de göstermelik olarak nikah kıydığını, sonra Türkiye’ye geldiğini ve bütün solcular gibi yayın hayatına atıldığını öğrendim. Ve o gün, bu gün ne yüz yüze ne de telefonla filan temasım olmadı.

         Faik’in İlke Haber’de sözünü ettiği isimlerden Hatice Yaşar bizden geride idi. Ama grubumuza katılırdı. Bu bacımıza memleket hasretinden olacak “Hecco” derdik. Çok gür, kırçıl saçlı, sert mizaçlı biri idi.Takılır ve “-Bu imaj ile evde kalacaksın,kız kısmı evde kaldı mı komşusuna, sen de benim boynuma kalacaksın” derdim.

Kazım Budak koğuş arkadaşımdı. Ve kirve derdik birbirimize. Hallarımız iyi yazılsın diye. İri pehlivan yapılı idi. Güreş ile de  ilgilenirdi. Mert, yiğit, bir Tuncelili idi. Kendisini daha sonra Diyarbakır’da sendika yöneticisi olarak görecek ve şad olacaktım. Bu kadro aynı zamanda Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın da üyesi idi. Ben dahil.

         Faik Bulut yazısında 1969 yılından söz ediyor. Oysa o tarihte Ankara’da ve okulda değildir.

         Ancak ne Hatice ve ne de Kazım, Perincekçi olmadılar. Hepimiz o yıllarda Perincek’ten adeta nefret ederdik.    

           Yaşar Kaya ile ilgili ise pek diyeceğim bir şey yoktur. Hem benden yaşça büyüktür. Hem de her ikimizde o tarihlerde Iğdır’da pek bulunmadığımızdan bir konuşma, fikir alışverişi, birliktelik ya da karşıtlık yoktur. Ancak burada Yaşar Kaya ile tek hatıramı yazmadan geçemeyeceğim.

         1991 yılı milletvekili seçimleri. Atila Hun SHP den aday. Ama listede beşinci sırada. O tarihteki seçimlerde tercih etme imkan ve kolaylığı vardı.(Ve Atila Hun listede beşinci sırada olmasına rağmen büyük bir tercih ile birinci seçildi.) İstanbul pasajında seçim bürosu tutulmuş. Nejdet Hun ve Faruk Toka başta olmak üzere Özgürlük Grubundan olan bizler, olanca gücümüzle Atila’ya destek veriyoruz. Hele ben memur olmama rağmen seçim bürosuna her okul çıkışı illaki uğrardım.

         Yine böyle bir uğrayıştan sonra kahvede oturan birkaç arkadaştan birisi bana laf attı. Döndüm. Yaşar Kaya:

         -Hoca dedi, enişten Nuri DYP’den aday. Sen burada bir ağa oğlunu (merhum Mecit Hun Ağbi’yi ve oğlu Atila’yı kastederek) destekliyorsun. dedi. Ben de:

         -Çok filimsiniz ya. Eniştemi desteklesem diyeceksiniz ki, bak ırkçı şovenist. Feodal bağları aşamamış. Bir de sosyalist geçiniyor. Kürt adayı,  destekliyorum. Bu seferde ağadan yana tavır koyduğumu söylüyorsunuz. Ne yapacağız sizinle dedim, geçtim gittim.

         Şimdi Mücahit’in “Yaşar Kaya Sendromu” yazısından anlıyorum ki Yaşar Kaya’nın bana laf atması v e suçlaması bir husumetin ürünüymüş. Anlık bir latife ve takılma değilmiş.

         Bu noktada Mücahit’e de bir şey demek istiyorum. Bu eski defterleri karıştırıp, benim hatıralarımı depreştirip, beynimi yormanın v e zorlamanın ne alemi var azizim diyecektim ki çok güzel bir gelişme oldu. Gerek Faik’in yazısında gerekse benim yazımda geçen aziz dostum, sıra arkadaşım, dava arkadaşım Kazım Budak ile temas kurdum. Çok ama çok mutlu oldum. Kendisi yurt dışında ama teknoloji her şeyi o kadar kolaylaştırmış v e yakınlaştırmış ki. Sağolasın Mücahit.

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık