AL CAPONE VE IĞDIR

6 ay önce
23.033 kez görüntülendi

AL CAPONE VE IĞDIR

22/03/2020

AL CAPONE  VE IĞDIR

Al Capone (El kapon) İtalyan asıllı ünlü bir mafya liderinin adıdır. Dünyada tanımayan yoktur. Hakkında birçok filmler yapıldı. Kitaplar yazıldı. Niçin bugünkü makalemde Al Capone hakkında yazmak istediğimi en sona saklıyorum. Önce isterseniz bütün dünya mafya liderlerine örnek olmuş, bir anlamda Mafya’nın temel kurallarını belirlemiş Al Capone’nun hayatına bir göz atalım.

17 Ocak 1899 yılında New York’un bir mahallesi olan ve İtalyanlı göçmenlerin çoğunlukta oturduğu Brooklyn (Bruklin) şehrinde dünyaya geldi. Babası berberdi ve aslen Napoli’ye yakın bir kasabadandı. Aile, ABD’ye göç etti.  Annesi terziydi. O da İtalyan asıllıydı. Evde İtalyanca konuşuluyordu. Dokuz çocuklu bir aileye mensuptu. En büyükleri Al Capon’du. Olaylar şöyle gelişmişti. Annesi Al Capone’a hamileyken aile ABD’ye taşınmıştı. Al Capone ABD’de dünyaya geldi. Katolik okulunda eğitime başladı. 14 yaşındayken bayan öğretmenini yumrukladığı için okuldan atıldı.  Şekerci dükkânında, bowling salonunda çalıştı. Bir ara gece kulübünde barmenlik yaptı.

Çok geçmeden çeşitli çetelerle ilişkisi oldu. Çocuk çetelerinde yer aldı. Manhattan merkezli Beş Nokta Çetesi’nde görev aldı. Bu dönemde New York’ta iki Mafya yarışıyordu. Her ikisi de Katolik idi: İrlandalılar ve İtalyanlar. Ağırlık ilk zamanlar İrlandalılardan yanaydı. Al Capone bir yolunu bulup  İrlanda kökenli mafya üyelerinin içine sızdı. Bu arada İtalyan mafyasıyla da ilişkilerini devam ettiriyordu. Çok geçmeden tıpkı İtalya’daki CosaNostra gibi bir mafya organize etti.

Okuyucularım hemen CosaNostra ne anlama geliyor diye merak edecekler: CosaNostra, İtalyanca “Bizim Şeyimiz” anlamına gelir. Mafyanın başka bir ismidir. CosaNostra’yı önemli yapan ortaya koyduğu ve üyelerinin kusursuz yerine getirmek istediği kurallardı: Bu kuralları okuyucuma hatırlatmak isterim:

Biliyorsunuz Hz. Musa’nın On Emri vardır. Bundan hareketle CosaNostra’nın(Sicilya Mafyası) üyelerinin yerine getirmek istediği on emri vardı:

1.Hiç kimse bir başka ‘aile’ üyesine(Mafya üyesine) kendisine doğrudan tanıtamaz. Bunu, üçüncü bir kişinin yapması gerekir,

2. Arkadaşların eşlerine kötü gözle bakmayın,

3. Hiçbir zaman polisle birlikte görülmeyin,

4. Bar ve kulüplere gitmeyin,

5. CosaNostra’nın vereceği görevler için her zaman hazır olun, eşiniz doğum yapıyor olsa bile,

6. Randevularınıza kesinlikle geç kalmayın,

7. Eşlerinize saygıyla davranın,

8. Bir bilgi sorulduğunda hep doğruyu söyleyin,

9. Diğer ‘aile’ üyelerine (yani Mafya mensuplarına), ya da başka ‘aileler’e ait parayı kendinize ayırmayın,

10. Polis akrabası olanlar, ailesinde hem mafyaya hem de polise çalışanlar, kötü ve ahlaksız davranışlar sergileyenler CosaNostra üyesi olamaz

Al Capone hayatı boyunca bu on emre bağlı kalmış, Mafya imparatorluğunu bu temel üzerinde kurmuştur. Capone, kısa süreliğine tahsilat ve tetikçilik işlerini hallediyor, diğer yandan da gece kulübünde çalışıyordu. Bir gün kulübte çalışırken hakaret ettiği kızın ağabeyi tarafından saldırıya uğradı, yüzünün sol yanına üç bıçak darbesi aldı. Scarface (Skerfeys yani Yaralı Yüz) namını bu yaradan dolayı aldı. Bir Mafya liderinin İtalya’ya kaçmasından sonra Chicago (Şikago) bölgesindeki organizasyonun başına geçti.

CHICAGO (Şikako) GÜNLERİ

Chicago’da Kanada’dan kaçak içki getiren birisiyle tanıştı. O yıllarda Amerika’da içki yasaktı. Michigan Gölü üzerinden içki kaçakçılığına başladı. Rakiplerini tek tek öldürdü. Al Capone artık büyük bir servet sahibiydi. Siyasetçileri de parmağında oynatıyordu. 1924’teki seçimlerinde hile yaparak Belediye Başkanının kazanmasını sağladı ancak Başkan kendi geleceğinden endişeliydi, Al Capon’u Chicago’dan kovdu. Al Capon Florida’ya yerleşti ancak Chicago’daki kaçak içki organizasyonunu devam ettiriyordu. Derken İrlan Mafyası da aynı işe el attı. Husumet ortaya çıktı. Al Capon’un içki kaçaklığından yıllık geliri 500 milyon civarındaydı. Bu o zamanın koşullarında devasa bir paraydı. Daha sonra Amerika’nın çeşitli noktalarında kaçak içki satış merkezleri kurdurdu. Fuhuş, eroin ve kumar işine girdi. Yaptığı toplantılarda güzel şeyler söylüyordu: Medyanın ilgisini çekiyor ve sadece iş adamı olduğunu, tek isteğinin halk adamı olmak olduğunu ifade ediyordu.

Bu sefer cinayet işleri hızlandı. Al Capone’a birçok tuzak kuruldu ama başarılı olamadılar. Sırf Al Capone’nun ölümünü hızlandırmak için rakipleri silah uçlarına x şeklinde işaret koyarlar, böylece kurşunun verdiği hasar artırmasına vesile oluyorlardı. İlginçtir ayrıca kurşunun ucuna sarımsak suyu sürerler, böylece kurşunla vücuda giren sarımsak suyu zehir etkisi yapıyordu.

CİNAYETLER

Yeni bir çete türemişti. Al Capone çetesinin kaçak içki taşıdığı uçakları kaçırmış, Al Capone bağlı kukla belediye başkanlarından ikisini öldürmüşlerdi. Al Capone uygun fırsatı bekliyordu. Güvenilir adamları polis kılığına girdi.14 Şubat 1929 Sevgililer Gününde Moran’ın yerini bastılar. Mücadelesiz altı çete üyesi ve bir ziyaretçileri duvara dizilip tarandı. Cinayetler tam olarak aydınlatılamadığı için duruşma olmadı. Al Capone, kendisine yönelik suçlamaları 14 Şubat 1929’da Florida’da olduğunu ispat ederek çürüttü.

Al Capone, mafya teşkilatlanmasını devlet içinde kadrolaştırdı.. Pek çok vali ve belediye başkanıyla yakın dostluk kurmuştu. Bir kısmı emrinden çıkmıyordu. Yaptıklarına bu sayede göz yumuluyordu. Bir gün Amerikan Cumhurbaşkanı başkan Hoover’la tanışma şansı oldu. Hoover sıkıntıdaydı. Yanlış ekonomi politikaları sonucunda devleti 1929 Büyük Buhran’ınasürüklemişti.  Hoover, işçi sendikaları söz geçiremiyordu. Al Caponeişçilerin grevlerini zorla bastırdı. Çok geçmeden polis içinde de geniş bir çevre edindi.

Devlet Al Capone’un gücü karşısında çaresizdi. Nihayet vergi kaçakçılığından 1931’de hakkında soruşturma açıldı. Avukatları pazarlık talebinde bulundu. Hakime rüşvet vermeye ve bazı yetkilileri tehdit etmeye kalkıştılar. Uzun bir duruşmadan sonra 17 Ekim 1931’de vergi kaçakçılığından suçlu bulundu. 11 yıl hapis cezası aldı, federal hapishaneye gönderildi. Önce Atalanta Hapishanesi’ne  oradan da ünlü Alkatraz Hapishanesi’ne gönderildi. Bu ada hapishanesinde adamlarıyla ve dış dünyayla bağlantısı tamamen kesildi.

Serbest kaldığında, hapishane günleri ve çeteden kopuşu Al Capone’u bunalıma sürükledi. Frengi nedeniyle sağlık sorunları şiddetlendi. Akli dengesi kısmen bozulan Capone, Florida’daki evinde 21 Ocak 1947’de felç geçirdi. 25 Ocak 1947’de öldü.

FUHUŞ-UYUŞTURUCU-SİLAH KAÇAKCILIĞI-CİNAYET

Değerli okuyucular:

Ünlü mafya lideri Al Capone’nin hayatını özetledim. Kısacası Mafya örgütlenmesi bir dörtgen şeklindedir. Bir köşede Fuhuş, bir köşede Uyuşturuculuk, bir köşede Silah kaçakçılığı ve bir köşede Cinayet vardır. Bu dikdörtgenin ortasında da RANT vardır. Bu rant inanılmaz büyüktür. Mafya liderleri bu rantı kullanarak gazetecileri, polisleri, savcıları, hâkimleri, belediye başkanlarını satın alırlar. Direniş gösterenlere karşı tetikçiler devreye girer. Cinayetler işlenir.

IĞDIR VE MAFYA

Değerli okuyucular!

Iğdır’ımız mafyacılara teslim olmuş durumdadır. Bu bir iftira veya yanlış bilgi değildir. Bir gerçekliktir. Polis ve Cumhuriyet Savcılığı ellerinden geleni bütün samimiyetleriyle yapmaktadırlar. Ancak bu devleti aşan bir güce dönüşmüştür. Ciddi anlamda kök salmışlardır. Ranttan yararlanan öyle bir çevre oluşmuş ki bu konuyu olumsuz anlamda gündeme getirenleri hemen ölüm hedefine koyuyorlar. Gücü yettiklerini bertaraf ediyorlar. Kimse korkusundan konuyu gündeme taşıyamıyor. Haklarında yazı yazmasınlar diye maaşa bağladıkları elemanlar olduğunu biliyoruz. Hem fuhuş yapan kızları ikram ediyorlar hem de kamuoyuna yansımaması ve sessiz kalmaları için de insanları maaşa bağlıyorlar.

Iğdır Cumhuriyet Savcılığı rafları cinayet, fuhuş, uyuşturucu, silah kaçakçılığı suçlarını içeren dosyalarla doludur. Ben de Iğdırlılara soruyorum: Merak ediniz, sağa sola sorunuz, bu fuhuş evleri (gazino ismiyle) nerede, uyuşturucu satışları nerede, silah kaçakçılığı nerede yapılıyor? Cevabını kendiniz bulursanız Iğdır’ı bu beladan kurtarmak için ortak sivil bir irade doğacak, bu pisliği ve lekeyi Iğdır’ımızın üzerinden atma şansını yakalayacağız. Aksi takdirde Iğdır tıpkı LasVegas gibi kumar, fuhuş, uyuşturucu çağrışımı yapan bir şehir olacaktır. Ama unutmayınız ki Iğdır’da Al Capone rolünü oynayanların sayısı ve aralarındaki rekabet hayli yüksektir. Ölesiye bir rant kavgası vardır. Onların ne tuzağına ne düşün ne de hedef olun. Sivil iradeyi oluşturarak halkı harekete geçirmek en doğru yoldur. Al Capone Mafyasının uyulması gereken On Emri vardı. Iğdır Mafyasının bağlı olduğu bir kural da yoktur. Kuralsız, kirli bir MAFYA ile karşı karşıyayız.

TEMİZ BİR IĞDIR İÇİN HEPİNİZE ÇAĞRI YAPIYORUM.

Saygılarımla

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık