ZEKÂT AŞAMASI

1 yıl önce
442 kez görüntülendi

ZEKÂT  AŞAMASI

02/04/2020

ZEKÂT  AŞAMASI

“Biz bize yeteriz “ kampanyasına yönelik; ‘devlet halktan almaz, halka verir’ temel eleştirisi, “devlet” kavramının temel içeriği açısından doğrudur.  Devlet, “baba”dır; koruyan kollayandır.  Ancak son kampanyanın genelde benimsenmemesini kendi özel şartlarında değerlendirmek daha akılcı olacaktır.

Corona salgınının başlangıcında beklenti şuydu: salgın nedeniyle alınan önlemler bağlamında ekonomik zorlukları giderecek “önlem paketi”nin açıklanmasıydı.  ‘Paket’ açıklandı, ancak bir avuç üst tabaka dışında geniş yığınların beklentisini karşılayacak bir ‘tedbir’ çıkmadı.  Ardından böylesi bir kampanya varolan tepkiyi daha da arttırdı.

Diğer taraftan böylesi kampanyaların sicili hiç de temiz değildir.  Toplananların gerçek adreslerine ulaştırılmadığı; gerçek ihtiyaç sahipleri yerine iktidara yakın olanlarca kapışıldığı; hatta bir kısmının akibetinin bile bilinmediği konusunda kamuoyunda ciddi kaygılar oluşmuştur.  Dahası Cumhurbaşkanı’nca başlatılan kampanya özelinde şimdiden devlet bürokrasisinde “zorunlu bağış” genelgeleri yayınlanması dayanışma esprisine gölge düşüren başka bir olgudur.

Bir başka olgu daha vardır ki, gölgeyi daha da koyulaştırmaktadır.  O da zekâtların kampanya kapsamına alınmasıdır.

Siz hiç zekât düşecek duruma düştünüz mü?  Bu yürek ezen utancı yaşadınız mı?  Onun tarifi güçtür, çeken bilir.

Hiçbir yönetim erki halkının bir kısmını böylesine acınacak duruma düştüğünü kabul etmez; bunun yönetim acziyeti olduğunun bilincindedir.  Daha başka bir söylemle vatandaşını zekât verilecek halde olduğunu dillendirmez.  Gidin, sorun sıkıntıda olan birisine; “Zekât kabul eder misin?” diye.  En azından aşağılandığını söyleyecektir, size.  Üstüne üstlük Diyanet bu tür zekâtı “caiz” kabul etmiş.  Diyanet, “bir elin verdiğini diğer el görmemeli” dinsel ilkeyi bilmiyor mu?

Hem o zekâtları verenlerin nasıl varsıl oldukları tartışılmalıdır; kendi emekleri, alın terleriyle mi o dünyalıkları edindiler?  Bilumum tamamına yakını, emekçilerin ürettiği artı değer sayesinde-tabir yerindeyse ‘emek zekâtı’yla servetlerine servet katmışlardır.

Tersine dünya, birgün düzelecek elbet!

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık