YALNIZ ÖLÜM

5 ay önce
149 kez görüntülendi

YALNIZ ÖLÜM

18/01/2021

YALNIZ ÖLÜM

Lacivert bir deniz
ve saldırgan
ve hışırdayan dalga köpükleri
tırmalıyor imgemde mavi düşleri

bir hamle daha
daha bir hamle yapmak
ve
tekrar tekrar saldırmak için çekiliyor geri

hava kararmak üzere
uçuşan birkaç martı
belki de ölümün habercisi

karşı kıyıda bir deniz feneri
yanıp yanıp sönerken
cılız ışıkları içimi ürpertiyor

iyi ki arkamı yasladığım koca bir kaya var
önümde uzayıp giden ufuk çizgisi
arkasında batan güneş
adeta cennet misali

eyvah
ne oldu yine
acaba bir ayrılık mı var
az önce başımın üstünde dolaşan bulutlar
aniden karardı
dalgalar da durdu
kainat ölüm sessizliğine büründü
martılar çığlık çığlığa sus diyor

ve
Tanrı
adeta bir maestro
deniz
gök
ve ufuk çizgisi evrenin en güzel senfonisi

deniz
ufuk çizgisi arkasında
söndürür söndürmez yanan güneşi
bulutlar ardından belirdi bir aceleci yıldız
hele Türk’ün vazgeçilmez hilal’i yok mu
etmeye başladı dalgalarla en güzel dansı

duygulandım
özlemden olsa gerek
yanaklarımda hissettiğim birkaç damla yaş
sızarak karıştı dalgalara

sinsice esen o rüzgâra ne demeli

acaba yağmur mu yağıyordu
yoksa
deniz mi kamçılıyordu kayalıkları
bilemedim

ne fark ederdi ki zaten
yanaklarımı ıslatan
ha yağmur damlası
ha rüzgarın dalgadan kaçırdığı katre
ıslanıyorum ya ben
sana ıslaklığım gibi

iyi ki sırtımı yasladığım sen gibi bir kaya var
düşledim düşleyeli
imgemde dolaşan senleri
yokluyorum herzaman olduğu gibi

şimdi uzaklarda ne yapıyor
nasıl yaşıyor
mutlumudur diye
yarım asra yakındır hep sorguluyorum zaten

ve
kulağım çınlıyor bazen

ardı arkası kesilmeyen bir uğultu;
“yeterince ıslandın
bırak bu ütopük düşleri
hadi imgene geri dön” diyor

aldırmadan kulak çınlamalarına
eşlik ediyorum rüzgarın ıslığına

ve
bir ağıt yakıyorum
dayanamıyor deniz
kabararak dalgaları dövüyor güvenerek sırtımı yasladığım kayalıkları

iyi ki martılar gitmiş
en azından görmedi
benim bu miskin halimi

hilal’im de yorgun
etmiyor dalgalarla dans
yoksa imgemde sancak mı düştü

o aceleci yıldız
tam da uzatmıştım elimi dilekler tutmak için
öyle bir kayıp gitti ki düşümden
sanki musallat olacakmışım gibi

eyvah
ben geceyi ne çabuk tüketmişim
geçip giden zaman nasıl da etkilemiş kaderimizi

az sonra güneş tekrar doğduğunda
ben yeni bir hayata başlamış gibi
seni unutmaya çalışacağım

dur canım
hemencecik alınma
unutmak dediysem
öylesine ağzımdan çıktı işte

seni düşlemek
seni hissetmek
nasılsın
kiminlesin
mutlu musun diye seni düşünmek
gündelik alışkanlıklarımın sadece bir parçası

elbette dahası var
geceler boyu seni düşlerken
kirpik diplerim de yanıyor bazen

bak şimdi de yanmaya başladı
uykum mu geldi ne

yok yok,
onu demek istemedim
senden kaçmak mı
asla
henüz doymadım
doyamadım ki senli düşlere

yani demem o ki
başucumda duran sensiz bir yaşamın
ne zaman farkına vardım
işte o zaman kendime küfrettim
kendimi ayıpladım

ve
ahdettim
yemin ettim
hayatımın kalan kısmını sana adayacağım diye
ya da
sensiz ölümün bir yolunu bulmalıyım

şimdi gitmeliyim
artık hava iyice aydınlandı
gece boyu sahilde
üstüm başım sen içinde kaldı
ağır adımlarla döneyim
sensizlikle örülü dört duvar arasına

şansım var ise
yolda karşılaşırım belki eczacı şair Sami’yle
muhasebeci Cumhurla
ya da birkaç adam gibi sevmesini bilenle

ola ki
samimiyetsiz seven biri çıkarsa karşıma
var ya
lanetler yağdırarak gökyüzünden
dönerim az önce ayrıldığım düşlere
kaldığım yerden hayaller kurmaya

öf be
amma da sıktı iç hesaplaşmalarım
bırakmaz ki bir an önce gideyim eve

gece boyu sahilde
yanaklarımdan iyotlar sızdı sensizliğe
kirpik diplerim alev alev yanmakta
gidip te gömüleyim yastığıma

sahilde kurduğum bütün hayalleri şifreleyip
iç huzuruyla
koca bir çoklukta yalnız öleyim

Aşağıdaki iki sekme aşağıdaki içeriği değiştirir.

Efkan Ötgün

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık