TÜRKÇE’DEN İNGİLİZCE’YE GEÇMİŞ KELİMELER

5 ay önce
167 kez görüntülendi

TÜRKÇE’DEN İNGİLİZCE’YE GEÇMİŞ KELİMELER

12/12/2020

Sanılır ki hep yabancı dillerden Türkçe’ye kelimeler girmiş, Oysa Türkçe’den de başka dillere geçmiş kelimeler var. Bu araştırma sonucu sizleri şaşırtmasın, En ilginci ise kahve kelimesi. Bizim sonradan görmeler bizden İngilizce’ye geçen kahve kelimesini “cafe coffie” yazmazlar mı .Uyuz olurum.

 
aga, agha: ağa, yüksek rütbeli Türk askerî yöneticisi

baklawa, baklava: baklava
bashlyk: başlık
bey: bey
bergamot: bey armudu, bergamot
beylik, beylic: beylik
bosh: boş, saçma (konuşmak)
bulgur: bulgur
buran: buran, fırtına

cafe: kahvehane, kafe
caique: kayık
calpac, calpack, kalpak: kalpak
caracal: karakulak, bir tür Afrika vaşağı
caviar, caviare: havyar
cham: han
chiaus: çavuş
chibouk: (tütün içmek için) çubuk
chouse, chowse: hile yapmak (çavuş’tan)
coffee: kahve

dey: dayı, eskiden Kuzey Afrika’da yönetici
dolman: dolama, bir tür giysi
dolmush: dolmuş
doner: döner

effendi: efendi

firman: ferman

giaour: gavur

janizary, janisary: yeniçeri

kabob, kabab, kebab, kebob, cabob: kebap
kantar: kantar (ağırlık birimi)
karakul, caracul: karakul, bir cins koyun
kavass: kavas, elçiliklerde koruma görevlisi
khan: han, kağan
kilim, kelim: kilim
kiosk: üstü kapalı etrafı açık sergi yeri (köşk’ten)
kumiss, koumiss: kımız
kurbash: kırbaçlamak
kurgan: kurgan, mezar üzerine toprak yığılarak yapılan küçük tepe
 
  odalisk: odalık
oka, oke: okka
ottoman: koltuklu sedir, divan (Osmanlı’dan)   pastrami: pastırma
pacha, pasha, bashaw: paşa
pilau, pilaf, pilaff, pilaw: pilavraki, rakee: rakı
rumelia: rumeli samiel: sam yeli
sanjak: sancak
sarma: sarma
seraglio: harem (saray’dan)
serai: saray
shagreen: bir çeşit deri (sağrı’dan)
shashlik, shaslik: kebap
sherbet: şerbet
spahi, spahee: sipahitaffeta: tafta
tekke: tekke
tsatsiki, tzatziki: cacık
tughra: tuğra
tulip: lale (tülbent’ten)
turban: türban (tülbent’ten)
turk: değişime istekli, genç dinamik kişi (Türk’ten) 
turquoise: turkuazulan, uhlan: Prusya ordusunda asker (oğlan’dan)

vilayet: vilayet

yarmulke, yarmelke: Yahudilerde giyilen bir çeşit başlık (yağmurluk’tan)
yashmac, yashmak: yaşmak, bir tür kadın giysisi
yataghan, yatagan, ataghan: yatağan, bir tür kılıç
yoghourt, yoghurt, yogurt: yoğurt
yoruk, yuruk: yörük, Anadolu’daki Türk göçebeler
yurt, yurta: bir tür taşınabilir çadır (yurt’tan)

zaptiah: zaptiye
zill: zil (yuvarlak, metal nesneden yapılan müzik aleti)
 
Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık