SİYASET KISKACINDA DEMOKRASİ

2 hafta önce
109 kez görüntülendi

SİYASET  KISKACINDA  DEMOKRASİ

26/06/2020

SİYASET  KISKACINDA  DEMOKRASİ

Kuruluşundan beri demokrasimizin önündeki iki kalıcı ve etkili engel var: dincilik ve ırkçılık.  Kalıcı ve etkilidir, çünkü her iki tavır hep emperyalist güçler tarafından beslenmiş ve desteklenmiştir.  Kurtuluş Savaşı ile yenilgiye uğratılan emperyalist devletler her fırsatta bu iki hastalığı, ülkeyi zayıf düşürme hedefli yayma çabasını sürdürmüşler ve halen sürdürmektedirler.

İlgimi çekmiştir; genel ve yerel seçimlerde Diyarbakır ve Konya’da sözkonusu yıkıcı kesimler hep başarılı olmuşlardır.  Olağan veya olağandışı koşullarda sonuç değişmemiştir.  Bu iki ilimizin durumu bir parametredir; demokrasimizin zaafiyetinin sürmekte olduğunu işaret etmektedir.

“Diyarbakır” olgusundan hareketle, salt Kürt ırkçılığından söz ettiğim sanılmasın;  anti-komünist mücadele adı altında ABD ve Alman gizli servisleri güdümünde “Türkçü-Turancı” kesimler de Cumhuriyet’ten bu yana yıkıcı/bölücü roller içinde olmuşlardır.

Siyasiler yıkıcı akımların etkili olmasında önder olmuşlardır.  Bir yanda demokrasi nutukları atılırken, diğer yanda-bazen örtülü bazen açıktan- bu karanlık güçler siyaset alanına sürülmüşlerdir.  Dincilik ve ırkçılık gibi tarihin çöp sepetine atılmış ideolijileri genelde cahil halk yığınları sahiplenmiştir.  Bu bağlamda  kitle tabanı edinmek ve oy devşirmek peşindeki siyasetçiler için bu yığınlar bulunmaz kaynaktır.  Üstelik bu yolda halkın gerçek talepleri hasıraltı edilmektedir.

Özünde “eşitlik ve özgürlük” temelinde yükselmekte olan demokrasi, bir yanıyla sınıfsal mücadele için elverişli iklim yaratmaktadır.  Ülke yönetimine hâkim olan zengin sınıfların baskı ve sömürüsüne karşı ezilen ve sömürülen emekçi sınıflar için demokratik mücadele elverişli ortam yaratmaktadır.  Sömürülen sınıflar demokrasinin sağladığı ortam sayesinde sorunlarını dile getirmekte, sosyal ve ekonomik talepler yolunda mücadele etmektedirler.  Dinciliğin ve ırkçılığın burada saptırıcı rolü ortaya çıkıyor; yoksulluk ve işsizlik içinde kıvranan yığınlarda en temel sorunlarının “inanç” ve “etnik köken” olduğu algısı yaratılıyor.

Bu oyunu bozmak lazım; Kürt-Türk demeden, alevi-sünni ayrımı yapmadan bir ülkenin eşit haklara sahip evlatlarıyız.  Siyasilerin inanç ve etnik kökeni kullanarak siyasi rant elde etme oyunları günümüzü olduğu kadar geleceğimizi de karartmaktadır.  Demokrasimizi “eşitlik-özgürlük-adalet” ayakları üzerinde oturtmak mücadelesi kurtuluşumuzun biricik yoludur.

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık