SEFER KARAKOYUNLU’NUN ATA OCAĞI

1 ay önce
214 kez görüntülendi

SEFER KARAKOYUNLU’NUN ATA OCAĞI

SEFER KARAKOYUNLU’NUN ATA OCAĞI

22/05/2022

Bu ocağın açılışına davetli olmakla birlikte gidememiş ama bunu bir eksikilik olarakta içimde yaşatmıştım.

Geçen hafta Tuncay Güneş hoca ile birlikte Sefer Karakoyunlu’nun çayını içmek üzere ATA OCAĞI’NA GİTTİK.

Bizi kapıda karşıladı.Darvazadan (büyük geniş kapı) içeri girince hayretler içerisinde kaldım.Bahçe değil sanki zaman tüneli.

Daha düne kadar günlük hayatımızın birer parçası olan, ama özellikle 1980 lerden sonra global dünyaya eklemlenme ve üretimden hızla uzaklaşıp küreselleşme adına, tüketimden uzaklaşmanın sonucu birer nostaljiye dönüşen bir dünyada buldum kendimi.

Sanki fütürist bilim kurgu filmlerindeeki gibi geçmişe yolculuk yaptık.

Maşnadan daşgaya,desterden nehreye,yabadan karataşa, kömür ütüsünden canım gazocağına, teşiden destiye,çömlekten refeteye ve daha nice zorunlu tarım ve ev aletleri.

Daha dün bunlar ile iç içeydik.Ve bize sıradan birer alet gibi gelirken şimdi onların ne kadar doğal ve hayatımızı kolaylıştıran, ama asla yapay olmayan,doğa ile uyumlu,sağlıklı alet edavat.

Bizler bu araç gereçlerden uzaklaşıp, suni, pahalı, doğayı katleden dolayısıyla da sağlığımızı bozan, çevreyi kirleten bir ortamda ömrümüzü tüketiyoruz. Ağız tadımızı,sağlığımızı bozarak hemde.

Sefer Bey’e defalarca hayranlığımı belirttim.Tuncay Güneş Hoca da aynı duyguları paylaştı. Böylesine güzel bir ortam hazırladığı ve korumaya alıp halka sunduğu için. Geçmişimizin bu tatlı     güzel edevatını bir araya topladığı için.

Ve sözü resimlere bırakarak bu geçmişe yolculuğu, görselleri   huşu içinde izleyeceğiniz düşüncesiyle.

Kuşkusuz en doğrusu bizzat gidip görmek.Şiddetle tavsiye ederim.

 

 

 

 

Aşağıdaki iki sekme aşağıdaki içeriği değiştirir.
Reklam

Yorumlar

  1. Asım KESER dedi ki:

    KOTAN/SABAN SADECE BİR ZİRAİ ALET DEĞİLDİ…

    …”Maşnadan daşgaya, desterden nehreye, yabadan karataşa, kömür ütüsünden canım gazocağına, teşiden destiye, çömlekten refeteye ve daha nice tarım ve ev aletlerine…”….derken, ne güzel de saymışsınız; yakın zamanlara kadar hayatımıza Hayat olan bu zirai enstrümanları ve bir dönem ecdadımıza yaşamı Yaşanılır kılan ve artık Müzelik değer taşıyan Eserleri…Hocam, insanlığın kadim zamanlarına…avcı toplayıcı dönemlerden Dicle ve Fırat ın orta yeri Bereketli Hilal olarak tarif edilen Mezopotamya sahrasında Karacadağ’ın eteklerinde ekilen ilk Buğdayla yerleşik hayata, neolitik döneme geçen insanlığın ‘Ekmek Davası’na…İnsan balasının Buğdayı ekip daneye duran başağı huzurla keyifle temaşa ettiği kadim ağır asırlardan günümüze ekmeğin, yaşam gailemizin özü esası olmasına…nerdeyse bütün zamanların Ekmek Allah Hürriyet davamıza dek…Sadece kotan/Saban ın hikayesinde Uygarlık okuması yapanları düşündüğümüzde… Danenin ekmeğe giden yolda taşta öğütülmesi…derken Suyun sadece içilip çimilmek ve çağıldayan şelalesinin dibinde kuzu yünü yıkamak yar/yavukluyla buluşmak mahalli olmadığının anlaşılması ile su değirmenlerinin keşfi ve dahasına dair ne çok şeyi anlatıyordu bu eserler….Nice uygarlığın yek diğerini mayalayarak, birbirine eklemlenerek süregeldiği ve bu haliyle bir medeniyetler Otağı olarak da okunabilecek Anadolunun tarihi derinliğinin keşfini çokça Kotanla izah edenlerin varlığını düşündüğümüzde….Mesela yakın tarihin en görkemli iddialı Arkeolojik kazısı olarak kabul edilen ve Dünyada “Asrın Arkeolojik Keşfi” olarak görülen Göbeklitepe nin bundan 30 sene önce Bekçi Şavak emminin tarlasını sürerken Kotana ilişen bir yontuyla başlayan o dokunaklı hikayesi…ve Anadoluda nice kazı ve gömünün sabana ilişen bir yontu ya da arkeolojik eserle başlayan accaip hikayelerine baktığımızda sırf bu yönüyle bile Kotan/saban ın sadece bir zirai alet olmayıp, uygarlıkların gün ışığına çıkarılmasında son derece müstesna bir yeri olan nadide bir Eser olduğuna hükmedebiliriz…Ondandı ki ünlü halkbilimci merhum Boratav üstada atfen anlatılan, “Köyün köylünün yaşamındaki yeri önem ve önceliği bakımından taşıdığı değer itibarıyla Çeşme ve Saban ayrıca hürmete şayandır. Geçtiği köyün çeşmesinden bir tas su içmeden, gördüğü Sabana/kotana kayıtsız kalan talebeye daima mesafeli tavırlı olduğunu dinlemiştim..Halk kültürümüzde sözlü kültürümüzün ses bayrağı mesabesindeki aşık/ozan/dengbej lerin sesinde avazında çeşme ve çeşmedeki yar/yavukluya dair türkü ve stranlar mesela Aşık Elesker in “Çarşamba gününde Çeşme başında…” türküsü tek başına bu hürmet ve muhabbeti haketmez miydi…Hocam, bu suretle hangi unsurlarla bu Müzemiz koleksiyonlarını çeşitlendirip zenginleştireceğimizi de görmüş olduk..

    Yakın tarihimize ışık tutan ve uzun seneler hayatımıza Hayat olan bu etnoğrafik unsurları derleyip yığan/yığıştıran düzenli bakım ve ihtimamla yaşatan, müzecilik hassasiyetiyle teşhir tanzimini yapıp ziyarete açan zevk i selim sahibi kıymetli hemşehrimiz sayın Sefer Karakoyunlu beyin, yıllara sari bu gayreti, emeği kültür sanat estetik esenlik ekseninde her türlü takdire/talftife şayandır.Bir süre önce medyadan bir haberle öğrendiğimde dostum Hüseyin Yanardağ üzerinden ulaşıp ilgim ve bu mekanı Müze kılmak yolunda yapabileceklerimizi anlatıp heyecanla kutladğıımda, heyecan ve kararlılıkla anlattıklarıyla ziyadesiyle memnun oldum…Yarının Iğdır’ında hatta belki yörede benzeri olmayan Tarih Sanat ve Etnoğrafya Müzesine giden bu yolda başta Serhat Kalkınma Ajansı ve İldeki kültür sanat faaliyetleriyle ilgili görev ve sorumluluk üstlenen kurumlar olmak üzere ığdır ın yarınında, kültür sanat turizm eksenli yarının inşasında hak ve iddia sahibi her ığdırlı nın cümle siyasi mülahazalardan öte, alanında bir biricik olan bu tarih sanat girişimini kapsamlı ve kalıcı olarak müesseseleştirmek olmalıdır diye düşünüyorum. Ve bu gayret, yersiz ve lüzumsuz lakırdılarla hamaset üreten ama nedense Ülkenin en kirli suyuna en kirli havasına kayıtsız kalan şehrin kahvehanelerinin gündeminin ötesinde ve üstünde olmalıdır..
    İldeki herkesin ve Iğdır a gelen yerli yabancı misafirlerin/ziyaretçilerin ‘Görülmeye değer’ mekanlar kapsamında yakın dönem tarihini, yaşamını, yaşamına renk değer katan etnoğrafik folklorik eserlerden oluşan bu Ata Yadigarı Koleksiyonu görmek gözetmek hepimize vazifedir, artık…selam hürmet muhabbetle…

  2. Sefer Karakoyunlu dedi ki:

    Teşekkür ederim Akay hocam teşekkür ederim Asım bey inşallah gecekte daha güzel yerlere gelir. Destek olan herkesten Allah razı olsun. Bir nebzede olsa geçmişi günümüze taşımayı hedeflediğimiz Karakoyunlu Ata Ocağı Müzesi tüm Iğdır halkının müzesidir .
    Saygılar selamlar
    Sefer KARAKOYUNLU

Yorum Yaz


Yukarı Çık