MÜCAHİT HUN’UN FIRILDAK YAZISINA CEVABIM

10 ay önce
578 kez görüntülendi

MÜCAHİT HUN’UN FIRILDAK YAZISINA CEVABIM

05/01/2020

MÜCAHİT HUN’UN FIRILDAK YAZISINA CEVABIM

Ne yani Mücahit bana cevap verir de, ben O’na veremez miyim?

Mücahit köşesinde yayımlanan FIRILDAK Başlıklı makalesinde Iğdır’ın ilk v e tek mizah gazetesinin bu olduğunu,1953 yılında merhum Mecit Hun tarafından çıkarılan bu gazeteden sonra, mizahi bir gazetenin çıkmayışını üzüntü ile nostalji ile anlatıyor.

Ancak gözardı ettiği ya da babasından dolayı etmemeyi bir incelik olarak gördüğü, kimi hususlara ben değinmek istiyorum.

Bir kere 1940lardan 1970 lere kadar Iğdır’da büyük bir hoşgörü, anlayış vardı. Özellikle siyasiler arasında.

O tarihlerde Iğdır’da okuma oranı yüksek, gazete dergi kitap gibi basılı ürünlere ilgi çok yüksek.

Iğdır siyasetine damga vuran ve yönlendiren o muhteşem simalar, kimlikler son derece kültürlü, ülke, yurt ve hatta dünya sorunlarına ilgi duyan, okuyan, düşünen, araştıran, hayattan zevk alan sevgi dolu, barışçıl nükte dolu insanlardı. Bir Mecit Hun, Osman Ataman,Aziz Güney, Rıza Yalçın, Mir Ali Ural, Hamza Mızrak,Eşref Başaran Fazıl Baykal,Cihangir Turan, Hamit Hun, Şefi Öcal,Talat Tufan, Ennağı Yılmaz,Vahap Akar ve benzerleri

İnsanımızın o kendine özgü müthiş gülmece anlayışı ile birleşince mizah gazetesi hayat bulabilmiş.

Şimdi siyaset öylesine çirkefleşmiş, öylesine saflara v e kamplara ayrılmış ki adamlar sanki savaşa gidiyorlar. Kendileri de başkomutan. Seçim yerine, savaşımız, gazamız mübarek olsun diyorlar. Eh böyle bir ortamda erler ya da çömezler espri yerine kavgaya tutuşmayı daha kolay buluyorlar.

Fırıldak gazetesinden aldığı hikâyecikte, merhum Osman Ataman ile Rıza Yalçın’ın başkanlık yarışında eşraf ile sohbetleri anlatılıyor. Oradaki nezih ortamı, kibarlığı, asaleti anlatmaya kelimeler yetmez.

O dönemde çıkan yazılara, Mücahit’in Iğdır Sevdası adlı kitabının üçüncü bölümüne özellikle göz atarım. Dil mükemmel. Anlatım öyle. Espri öyle.

Ki onlar gazetecilik fakültesini filan bitirmemişler. Ellerinde ofset baskı, dijital kamera filanda yok. Editörü, dizgici, mürettip, baskıcı, muhabir, dağıtıcı filan hepsi masalların bitiş bölümündeki gibi şiirsel bir anlatımla müfettişe cevaplar veriyor. Menem, özümem, beli…Zavallı müfettiş de orada 6-7 kişinin çalıştığını düşünüyor.

Ama haksızlık da etmeyelim günümüz basın dünyasının da müthiş komiklikleri var. Şöyle ki. Adam beni yakalayıp:

-Hocam yaa men senin mekalelerini çokh tekdir eliyirem. Takdir etmese kalbim kalacak da.

Bir diğeri Iğdırmava kelimesini dehşetengiz bir biçimde analiz ederek, rüyasında gördüğü babasının anlattığını, “mava” kelimesinin Arapça bilmem  ne anlam taşıdığını,, Iğdırmava adının da buradan geldiğini ciddi ciddi yazıyor. Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.

Bir diğer dehşetli tarihçi araştırmacı, Ermeniler ile çatışıldığı dönemde Iğdır’da Türk milis kuvvetlerinin 40 tabur olduğunu anlatıyor. Ve bu kaynak çocuklarımıza kalacak. 40 Tabur. Bir tabur en az 500 askerden oluşur ( üç bölük bir karargah bölüğü. Bir bölük en az 150 askerden müteşekkildir) 40 Tabur eder, 20 bin asker. Az mı komik bir iddiadır bu. Bütün bir Iğdır ovasının o tarihte bu kadar sakini yokken.

7 Haziran seçimlerinde Doğu Perincek Iğdır’a gelmişti. Eh geçmişten muhalif de olsak bir bağımız, tanışlığımız olduğundan Anatolia’da verilen yemekte aynı masada oturduyduk. Iğdır’ın o müthiş gazettacıları masamıza gelip:

-Sayın Genel Başkan bizler gazeteciyiz. Iğdır’da anket yaptık. Yüzde 35 oy ile sizin parti ( VATAN) birinci çıktı. Iğdır seçmeni 100 bin. Demek ki Perincek’in partisi 35 bin oy alacak. 245 oy aldıydı.

Kuzugüden Köyü yolu üzerinde sağlı sollu kavak ağaçları ile çevrili bir kısım vardır. Görünümü de hoştur.

Van Gogh’un bu görüntüden esinlenerek o ünlü tablosunu çizdiğini söyleyenler bile çıktı. O tabloyu çizdiğinde( 1880 ler) Tanrı bilir ne Kuzugüden köyü vardı, kuşkusuz ne de o kavak ağaçları.

1960 lı yıllarda Azeri düğünlerinde Şeyhşamil oynanmadan önce sunucu bir de Şamil Şiirini okurdu:
        

Şamil Kafkas Dağının hürrüyet güneşidir

Şamil Atatürk’ümün öz be öz gardaşıdır

Şeyh Şamil’in doğumu 1797 ölümü 1871 olduğuna göre ve daha o tarihte Mustafa Kemal Atatürk doğmadığına göre bu kardeşlik nasıl oluyordu. Basit. Şiirin orijinali şöyledir:

         “Şamil Atalarımın öz be öz kardeşidir.” Eh sunucuda ufak bir değişiklik yapmış ha ata, ha Atatürk. Hani komutan emir erini sabahleyin çağırıp,”Git bana bir şampuan al gel” der ya.Asker yolda alacağı şeyin adını unutur.E sabahleyin erkenden komutan mutlaka kahvaltılık bir şey istemiş olsa gerek.Komutanına döner der ki:

         -Komutanım o dediğinden tapammesem (bulamasam) helva alayım mı?

         Valilikçe basına bir kahvaltı veriliyor. Kahvaltı veya yemek oldu mu gazeteci sayısı katlanarak artar. Vali gençlerden birini göstererek bu arkadaşı çıkaramadım. Hangi gazetenin sahibi diye sordu bana. Bana kalmadan kendisi cevapladı:

         -Facee’de yazıyorum.

         Adamın bürosu yok. İşyeri yok. Gazetesi ya da sitesi yok. Sabit adresi v e telefonu yok. Savcılığa beyanname vermiş filan değil. Elinde bir kamera. Gazeteciyim diye afra tafra atıyor. Müthiş de sloganları var:

“BIZ YAZİYORSEK DOGRİDİR!”

 Eh millet de itibar ediyor. Iğdır’ın en güçlü kalemi, düayen gazeteci diyerekten. Güldüğünüzü görür gibi oluyorum.

Bir zamanların en etkili mizah dergisi AKBABA idi. Başyazar ve sahibi Yusuf Ziya Ortaç’a sormuşlar:

         -Niçin derginizde hep solcu yazar çizeri barındırıyorsunuz diye. Cevap

         -Siz bana Aziz Nesin, Muzaffer İzgü, gibi sağcı yazarlar getirin elbette dergimde yer veririm.

Konuyu biraz uzattım ama Azizim Mücahit, bunlar az mı komik tavırlar, yazılar. Ve her gün yerel gazetelerde ve facee paylaşımlarında onlarcası var. Dolayısıyla ayrı bir mizah gazetesi çıkarmaya ihtiyaç da kalmıyor.

Yok sen, FIRILDAK, AKBABA, GIRGIR tadında dergi istiyorsan bunun mümkünatı yok. Çağ öylesine değiştirildi, evrildi ki, devrilmek sütliman kalır onların yanında.

Öğretmen ilkokulda matematik dersinde öğrencisine sorar:

-Altı,dört daha kaç eder

-11

-Oğlum dikkat et

-9 Eder öğretmenim,

-Evladım iyi düşün

-12 Eder öğretmenim.

-Oğlum niçin 10 demiyorsun.

-Ama öğretmenim 10 eden beş beş dahadır.

Selam ve sevgilerimle

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık