İZMİR DEPREMİ BUNU DA ÖĞRETMİŞ OLMALI

3 hafta önce
40 kez görüntülendi

İZMİR DEPREMİ BUNU DA ÖĞRETMİŞ OLMALI

02/11/2020

İZMİR DEPREMİ BUNU DA ÖĞRETMİŞ OLMALI

Zeki Sarıhan

30 Ekim 2020 günkü İzmir depreminden sonra ortaya konulan dayanışma be yardım imecesi, göz yaşartacak boyutta. Olay yerinden yapılan yayınlarda da görüldüğü gibi Arama Kurtarma Ekiplerinin geceli gündüzlü özverili çabalarına çevre halkının depremde zarar görenlere gösterdikleri şefkat, başka doğal afetlerde de görüldüğü gibi insanlığa büyük bir ders veriyor.

İnsanları kaderi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Biri acı çekerken diğerinin rahat etmesi mümkün değildir. Yalnız insanların değil, bütün canlıların ve hatta doğanın kaderi o kadar iç içe geçmiştir ki, birinin uğradığı yıkım zincirleme olarak diğerlerini de olumsuz etkiliyor. Biz bunu daha çok deprem, sel, yangın ve salgın hastalıklarda fark ediyoruz. Felaketi önlemek için seferber oluyoruz. En yakında olanlardan başlamak üzere ülkenin bütün insanları, kurumları, yardıma koşmakla kalmıyor, anlaşmazlık halinde bulunan devletler bile, bir an için kavgaları bir yana bırakarak felakete uğrayanlara yardım gönderiyor. Böyle anlarda komşular arasındaki geçimsizlikler bir yana bırakılıyor. Siyasi görüş ayrılıkları, din, mezhep, dil, ırk ve millet farklılıkları geçici olarak da olsa önemini kaybediyor. Yerini yaraları sarmak, acıları hafifletmek için işbirliği çabası alıyor.

İnsanları buna sevk eden, kendini felakete uğrayanların yerine koyma duygusudur. Bugün birinin başında olan felaket, yarın ötekinin başına gelebilecektik. O zaman da yardım alanla yardım eden yer değiştirebilecektir.

HER ZAMAN BÖYLE OLSA

Fakat şurası da bir gerçektir ki, insanlık bu duyguyu her zaman yaşamıyor. Komşunun komşusuyla geçimsizliğinden başlayarak dinler, milletler, devletler birbiriyle didişme halinde. Birleşmiş Milletler örgütü gibi, uluslararası barışı korumak için yaratılan kurumların elinden bir şey gelmiyor.

Dünyanın zengin bölgeleri israf içinde yüzerken, Afrika gibi yoksul bölgelerinde açlık nedeniyle kemikleri çıkmış insanlar yaşıyor. Her ülkenin içinde de insanlar sınıflara bölünmüş durumda. En zenginlerin yedikleri önlerinde, yemedikleri ardında iken, orta halliler kendi yağlarıyla kavruluyor, yoksullar ise pek çok şeyden yoksun. Sağlıklı beslenmek, eğitim hizmetlerinden gerektiği gibi yararlanmak, uygun konutlarda oturmak başta olmak üzere birçok alanda zenginlerle yoksullar arasında büyük bir uçurum var. Doğal afetlerin bile daha çok ve en başta yoksulları vurduğunu görüyoruz.

Ne olsa da insanlık, doğal afetlerde gösterdiği göz yaşartıcı dayanışma ve paylaşma duygusunu, her zaman gösterse. Emekçilerin alın teri üzerinden servetler yapılmasa ve millî gelir emeğe göre hakça paylaşılsa. Milletleri idare edenler, kendi halklarını başka milletler ve halklar üzerine kışkırtmasa. Zengin milletlerin başka milletler üzerinde hâkimiyet kurma, onları boyunduruk altına alma politikaları sona erse.

İANSANLIĞIN KADERİ BİRBİRİNE BAĞLI

İşte görüyoruz ki, insanlığın kaderi birbirine bağlıdır. Hiç kimse ve hiçbir millet, “Bana bir şey olmaz” demese. Zenginliğine, gücüne ve silahlarına güvenip başkalarına ağalık yapmaya kalkmasa. Hiç belli olmaz, bakmışsın, bir yerlerden bir bela gelip seni bulmuş. Yerkürenin kilometrelerce altındaki fay kırıkları, üstlerinde oturanların milliyetleri ve servetlerinden habersiz. Seçim yapacak durumda değiller. Okyanuslarda oluşan kasırgalar ve tsunamiler önlerine ne çıkarsa zengin, yoksul demeden silip süpürüyor.

Irkçılığa, dinciliğe, siyasi ayrımcılığa değil, barışa ve insanlığa yatırım yapmaya ihtiyacımız var. Bina envanterleri çıkarma ve depreme dayanıklı evler inşa etme seferberliği kadar, hatta onlardan da önce barış, eşitlik ve kardeşlik eğitimine ihtiyacımız var. Bütün insanlık bu esaslara göre eğitildiği zaman, yalnız doğal felaketlerin acısını hafifletmede değil,  sosyal felaketler, yani sömürü ve eşitsizlik felaketi karşısında da duyarlı bir insanlık dünyası yaratmaya şiddetle ihtiyacımız var. İzmir depremi bize bunu da öğretmiş olmalı.

İnsanlığın bazı uzuvları acı çekerken toplumcuların gözüne uyku girmemesinin nedeni budur.

İzmir depremi sırasında gördüğümüz dayanışma duygularını, hayatın her alanına ve bütün zamana yaymaktan başka kurtuluş yok! (2 Kasım 2020)

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık