İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun Basın açıklaması

1 yıl önce
74 kez görüntülendi

İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun Basın açıklaması

İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun Basın açıklaması

12/11/2021

Aziz Milletim;

İki gün önce, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, vefatının 83. Yılında saygı, özlem ve rahmetle andık.

Siyasi hayatını Atatürk’ün ve Cumhuriyetin değerleriyle kavgayla geçirmiş bugünkü iktidar, vefatının 83. Yılında bile, Türk Milleti’nin, kahraman evladına, Ata’sına nasıl büyük bir sevgisi ve saygısı olduğuna bir kez daha tanık oldu.

Bir kez daha gördüler ki;

Kim ne yaparsa yapsın, Atatürk öldürülemiyor…

Türkiye’de ve Türk’ün yaşadığı her yerde, Gazi Mustafa Kemal’i ve aziz hatırasını korumak için yasaya, zabıtaya gerek yok.

Milyonlarca yürek, bu kıymetli görev için, her an hazırda bekliyor.

 

 

Millet, ortak bir değer için, ortak bir acıda buluşuyor,

Ve Cumhuriyeti, bu vatanı borçlu olduğu aziz ecdadına hürmetten, saygıdan zerre taviz vermiyor.

Büyük Türk Milleti’nin bu kutlu hasletini ben de buradan saygı ile selamlıyor,

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak, aziz ecdadımızı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Ruhları şad, mekanları Cennet olsun.

 

Sayın Basın Mensupları;

Ancak değinmeden geçemeyeceğim bir nokta var.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Türk Milleti’nin, her siyasi görüşten evladının, acıda da olsa ortaklaştığı 10 Kasım günü katıldığı bir programdaki konuşması, gerçekten ibret vericidir.

Milletin ortaklaşmasından, ortak duygularla hareket etmesinden, özetle bir ve bütün olmasından ne kadar rahatsız olduklarını zaten biliyoruz.

10 Kasım günü bile, hem de Cumhuriyetimizin banisi üzerinden milleti ayrıştırmaktan, siyasi rant peşinde koşmaktan maalesef geri durmadılar.

Siyasi fayda temini uğruna, Türkiye’nin değerlerini yıpratıyorlar…

Neymiş;

Gazi Mustafa Kemal Suriye’de, Libya’da, Irak’ta, Balkanlar’da, Kafyasya’da görev yapmış ve Ak Parti iktidarı da işte bu nedenle o bölgelerde etkinmiş…

Sayın Cumhurbaşkanını konuşma metinlerini kimler yazıyor bilmem ama kendisinin yerinde olsam, bu tarih cahili ve milletin aklıyla alay eden zevatı sorgularım.

Biz, Türkiye’nin menfaati ve güvenliği söz konusu olduğu müddetçe, dünyanın her yerinde olmaya elbette evet deriz.

Ancak Mustafa Kemal’in adı üzerinden sayılan bu coğrafyalar, o yıllarda Osmanlı toprağıydı.

Yani, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, askeri olduğu imparatorluğun topraklarında, bir başka deyişle vatan topraklarında görev yapıyordu.

Bugün Suriye’de, Libya’da, Irak’ta olmak başka, Atatürk’ü buna bahane ediyor-MUŞ gibi yapmak ise bambaşka…

Acıda ve hüzünde ortaklaşıldığı bir günde dahi, tarihin ve gerçeklerin çarpıtıldığı, bundan da siyasi rant temin edilmeye kalkışıldığı zamanlar geçiriyoruz.

 

 

 

Ama ne yapalım?

Ak Partinin ve onun genel başkanının siyasi fıtratı maalesef böyle.

Hiç kimse merak etmesin:

Faydacı, fırsatçı, istismarcı bu siyasi anlayışın sonu her geçen gün yaklaşmaktadır.

 

 

Değerli basın mensupları;

Türkiye son zamanlarda iktidarın yeni bir gündem ve algı çalışmasına sahne oluyor.

Milletin meselesi belli;

İşsizlik rekor kırıyor,

Esnafımız siftahsız dükkan kapatıyor,

Çiftçi yakın tarihin en zor günlerini yaşıyor,

 

 

Yabancı yatırımcı Türkiye’ye terk ediyor,

EYT’liler çaresizliğe, mutfaklar yangına teslim olmuş,

Maaşlar kuşa dönmüş,

Türkiye’de çalışanlarımızın yüzde 60’a yakını, asgari ücret, yani en düşük ücretle çalışmaya mahkum ediliyor,

Türkiye ekonomisi için çok daha ciddi tehlike sinyalleri çalıyor,

Ama, elindeki büyük medya gücüyle iktidar, bambaşka işleri, bambaşka konuları konuşturmaya çalışıyor.

 

Her zaman söylediğimiz gibi;

İYİ Parti olarak biz, bu gündem oyunlarına düşmeyecek, ve milletimizin gerçek sorunlarını dile getirmeye,İktidarı, hayatın ve milletimizin gerçekleriyle tanıştırmaya devam edeceğiz.

 

Bu sebeple;

Türkiye’ye tam bir haftadır konuşturulan malum konuşa birkaç cümleyle değinmek istiyorum.

 

Görüyoruz ki;

Bingöl’de yaşanan hadise ile ilgili olarak, “En son sen konuş” diyeceğimiz kim varsa, ilk sözü edip, ilk taşı atmanın hevesinde ısrarcı.

Yaşanan olayın telafisi olmadığı için Lütfü Türkkan milletindenözür diledi ve ardından görevinden istifa etti.

Sayın Genel Başkanımız da bu konuda açık bir şekilde tavır koydu.

Şimdi şehit ailelerimizin ve milletimizin duyguları istismar edilmek isteniyor.

Bu yaklaşım kime ne sağlayacaktır?

El üstünde tutmamız ve korumamız gereken siyaset üstü değerlerimiz olduğunu ne zaman idrak edeceğiz?

Unutulmasın ki, biz Türk milletiyiz ve hepimiz birer şehit yakınıyız.

Bu konuda herhangi bir kimseden alacağımız milliyetçilik ve mukaddesatçılık dersi olmadığı gibi, siyasi yol göstermelere de ihtiyacımız yoktur.

İYİ Parti milletin emriyle kurulmuş, milletin desteğiyle bugünlere gelmiş, tecrübeli ve haysiyetli kadroların omuzunda yükselmiş, iktidara namzet bir millet hareketidir.

Biliyoruz ki nehrin akışını ters çevirmeye çalışıyorlar.

Herkesin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır.

Allah’ın izni ve yardımıyla, engelleri aşacak, tuzakları bozacağız.

 

 

Değerli Basın Mensupları;

Sizler bu mesleğe gönül vermiş genç kardeşlerimsiniz.

Biz gazeteciliğin ilkeleri olduğuna, bir namusu olduğuna inanırız.

Bingöl’deki hadiseden hareketle, asla cüret etmemeleri gereken bir şekilde, İYİ Parti’ye ve onun mensuplarına ahlak dersi vermeye kalkan ahlaksızların, bir rezilliğini dikkatinize sunmak isterim.

 

Bakın bu, kendini gazete zanneden bir kağıt parçasının dünkü birinci sayfası.

Sayın Genel Başkanımızın yüzünü buzlayacak kadar alçalan bu terbiyesizlerin, kimseye terbiyeden bahsetmeye hakkı olamaz.

Sayın Genel Başkanımız üzerinden, bu ahlaksız soruları sorabilen, bu kokuşmuşluğa imza atabilenlerin, gerçek gazetecilere sesleniyorum, sizin mesleğinizde de yeri olamaz.

 

 

Bu hadsizliğin bize edep-adap dersi vermeye kalkması, tam bir pespayeliktir.

 

Allah’tan korkmayanın kuldan da utanmayacağı ortada.

 

Allah’tan korkmayın, kuldan utanmayan bu şahsiyetsizliği, aziz milletimizin şaşmaz adaletine ve vicdanına havale ediyorum.

 

 

Değerli basın mensupları;

 

Bakınız, milletimizin değil bir haftasını, bir dakikasını bile meşgul etmeyecek mevzular nasıl da uzadıkça uzuyor.

Oysa, karış karış gezdiğimiz ülkemizde, vatandaşımızın elimize, aklımıza tutuşturduğu mesajları var, sıkıntıları var, çaresizliği var.

 

 

Ekranlara, gazete köşelerine baktığınızda başka bir Türkiye ve dünya görüyorsunuz.

Oysa gerçeğimiz, ekmek zammı.

Son örnek İstanbul’dan.

Biliyorsunuz, İstanbul’da ekmek , 1 Eylül’den beri 2.5 liradan satılıyor.. İstanbul Ticaret Odası, dün bu zammı, 2.5 ay sonra onayladı. 

Bakanlık ya da valilik iptal edebilir deniyor. Ama kimse de çıkıp demiyor ki; Bu beyler 2.5 aydır uyuyor muydu?

 

Ama asıl sorun şu;

Şimdi büyük olasılıkla fırıncılar da terörist ilan edilecek, hain ilan edilecek.

Bir çuval un ne kadar zamlandı?

Fırında kullanılan elektrik ne kadar zamlandı?

Unu fırınlara, ekmeği vatandaşa ulaştıran nakliyenin mazotu-benzini ne kadar zamlandı?

Maliyetler ne kadar arttı?

 

Bunların hiç önemi yok.

Önemli olan, devletlülerin keyfi, devletlülerin kararı.

Devleti yönetenler hayatın gerçeklerinden koptukça, milletten de kopar.

Bugünkü iktidarın en önemli sorunu işte tam da budur.

Beceriksiz ekonomi politikaları yüzünden dolar 9 lira 90 kuruşla, 10 lira sınıra dayanmış,

İğneden ipliğe her şeye gün aşırı zam geliyor.

 

Bu şartlarda geçinemiyorum diyen vatandaş “Abartıyor”,

Maliyetleri arttığı için ürününe zam yapan esnaf da “Hainlik” ediyor.

Türkiye, bu sakat aklı daha fazla taşıyamaz.

Türkiye, bu ucube sistemin, ucube işlerini daha fazla taşıyamaz.

 

 

 

Değerli basın mensupları;

Bütün gerçeklere gözünü kapatan, devekuşu misali kafasını kuma gören iktidar partilerinde, son günlerde ilginç bir hareketlilik var.

Daha önceki 3 seçim beyannamesinde de, 3600 ek göstergeyi vaad eden, ama sözünü hep unutup bu konunun üzerine yatan iktidar, bir haftadır bu konuda bir çalışmadan bahsediyor.

 

 

Aynı iktidar;

Asgari ücretten vergi kaldırılsın önerimizi elinin tersiyle iterken, şimdilerde bu konuda bir hazırlık yapıldığı anlaşılıyor.

Milletimizin ve çalışanların lehine her adım bizi mutlu eder.

Ancak, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” diyen bir iktidarla karşı karşıya olunca, bu adımların atılacağına olan inancımız zayıflıyor. 

Nitekim;

Yine bir süredir, aileleriyle birlikte milyonlarca vatandaşımızı ilgilendiren EYT sorununa dair de bir çalışma yapıldığı bilgisi özellikle iktidar mensuplarınca basına sızdırıldı.

Ancak, mum yatsıya kadar yandı, ve dün Çalışma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Böyle bir çalışmamız yok” denildi.

 

 

 

Vesileyle, daha önce defalarca yaptığımız gibi, iktidarı;

3600 ek gösterge hakkını bir an önce teslim etmeye,

Alım gücü bu kadar düşmüşken, Asgari ücrette acilen iyileştirme yapmaya ve vergiyi kaldırmaya,

EYT’li vatandaşlarımızın çilesine bir an önce son vermeye çağırıyoruz.

 

 

Söz konusu sorunların çözümü için bu zamana kadar verdiğimiz tüm önergeleri reddettiler.

Dilerim yaşananlardan ders çıkarıp, doğru yolu bulurlar.

Akıllarını ve enerjilerini gereksiz işlerle meşgul etmek yerine, vatandaşın gerçek gündemiyle ve sorunlarıyla meşgul olmanın, hem kendileri, hem de ülkemiz için daha hayırlı belirtiyor ve bu konularda atılacak her türlü adıma İYİ Parti olarak destek vereceğimizi buradan ilan ediyoruz.

 

 

Sayın Basın Mensupları;

Liyakatsiz kadrolara makam-mevki temininden kafayı kaldırmayan iktidarın, vatandaşın sorunlarına kulak vermeye başlamasını hem yerinde hem de manidar buluyoruz.

Şu söze dikkatinizi çekerim.

Çalışma Bakanı diyor ki;

“Milletin alım gücünü artıracağız”

Milletin alım gücünü artıracağız demek, milletimizin alım gücünün düştüğünün de itirafıdır.

Dolayısıyla, aylardır, eve ekmek götüremiyoruz diyen vatandaşlarımıza, “Abartıyorsunuz” diyen Sayın Cumhurbaşkanı’nın kadrolarının, yavaş yavaş da olsa bu gerçeği kabullenmesini olumlu bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz..

Ama şunu da biliyoruz ki;

Ak Parti iktidarı, milletimizin gerçeklerini kabul etmiyor, görmüyor.

 

 

Ne zamana kadar biliyor musunuz; SEÇİM ZAMANINA kadar…

İşte son günlerdeki gelişmeleri manidar buluyoruz sözünden kastım da budur.

 

Hem iktidarın dilinden, hem de ortaklarının ince ince manevralara başlamış olmalarından, sinsi bir baskın seçim havası seziyoruz.

Buradan ilan etmek isterim ki;

Türkiye bir seçime gitmek zorundadır.

Çünkü o seçimde bir şey değişecek ve her şey değişecek.

Milletimiz, refahı, huzuru, zenginliği bu değişimle bulacak.

Sinsi adımlara gerek yok…

Sonuçta kapısı çalınacak olan Millettir, milletin iradesidir.

Herşeyi açıkça ve dürüstçe yürütün ve milletimizin şaşmaz iradesine kulak kabartın. 

 

Biz, milletimizin İYİ Parti’yi göreve çağırdığını duyuyoruz.

Ve bu sesin Ak Partinin kulaklarında çınladığını ve iktidarı kaybetme korkusu yarattığını da hissediyoruz.

Millet iradesinden korkmamalarını ve korkunun ecele faydası olmadığını görmelerini diliyoruz.

Saygılar sunarım.

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık