IĞDIRLI ÖĞRETİM GÖREVLİSİ, IĞDIR TARİHİNİ TAHRİF EDİYOR

1 ay önce
2.357 kez görüntülendi

IĞDIRLI ÖĞRETİM GÖREVLİSİ, IĞDIR TARİHİNİ TAHRİF EDİYOR

DEĞERLİ OKUYUCULAR:

Iğdırın Sesi isimli İnternet Gazetesi (https://www.igdirim76.com/aslanturk-akyildiz-igdirin-kisa-tarihini-anlatti/8141/), 17 Aralık 2022 tarihinde bir haber yayımladı. Habere göre, yöneticiliğini Sayın Savaş Erol’un yaptığı “Iğdır Otağı” isimli bir organizasyonun “Geleneksel Hafta Sonu” başlıklı söyleşi programına Öğretim Görevlisi Arslantürk Akyıldız konuk olur. Sayın Akyıldız, habere yansıyan bilgiler doğruysa, yaptığı konuşmayla yakın dönem Iğdır tarihini tahrifata uğratma yarışına belki de farkında olmadan yeni bir boyut kazandırmış bulunmaktadır.

GUBERNİYA VE UYEZD TANIMLARINA DİKKAT EDİLMELİDİR

Guberniya (Rusça: губерния) kelimesi Çarlık Rusya’sında yönetim biriminin adıdır. Bugünkü Türkçe karşılığı “İl” olabilir. Bunlardan birisi de Erivan Guberniyası idi. Erivan Guberniyası (ili), bugünkü Ermenistan, Nahçıvan ve Iğdır ilinin tamamını kapsıyordu. Kuzeyinde Tiflis Guberniyası, doğusunda Elizavetpol Guberniyası, batısında Kars Oblastı, Güneyinde İran ve Osmanlı İmparatorlukları vardı.

Guberniya’nın alt birimine Uyezd (Rusça: уезд) denir. Erivan Guberniyası’nın yedi Uyezd’i yani “ilçesi” vardı: Aleksandropol, Eçmiyazin, Erivan, Nahçıvan, Novo-Bayezet, Surmali (bugünkü Iğdır ilinin tamamı) ve Şarur-Daralagyoz.

Yani “Surmali (Iğdır, Aralık, Kulp/Tuzluca)” bölgesinin tamamı bir ilçeydi. Sayın Akyıldız, “Iğdır, Kulp, Derekent, Perçinis ve Aralık bölgesi bir yönetim birimi olarak tasnif edilmişlerdir,” şeklinde bir ifade kullanmıştır. Bu, ciddi şekilde hatalı bir ifadedir. (Bu yönetim biçimi Revan Hanlığı zamanına aittir.)

IĞDIR, ELVİYE-İ SELÂSE’NİN BİR PARÇASI DEĞİLDİR

Elviye-i Selâse, Osmanlı döneminde Batum, Kars ve Ardahan livalarının (sancak) ortak adıdır. Iğdır ili (Sürmeli Bölgesi), Elviye-i Selâse bölgesinin bir parçası değildi. Iğdır’daki Milis Güçlerini, Sayın Akyıldız’ın ima ettiği gibi, Osmanlı Devleti örgütlememiştir. Milis güçleri, yerel halkın kendi iradesiyle, savunma amaçlı olarak örgütlenmişlerdir. Dışarıdan asker, silah veya para desteği almamışlardır.

ALİ EKBER BEY’İN KURDUĞU İDDİA EDİLEN “IĞDIR İCRA KOMİTESİ” ASLA KURULMADI

Sayın Akyıldız, iki hatayı arka arkaya yapıyor:

Birincisinde, “Iğdır İcra Komitesi” ismiyle siyasi bir yapıdan bahsediyor. Iğdır merkezli böyle bir siyasi yapı yoktur. 1917 Rus Devrimiyle, Rus askerleri Iğdır şehir merkezi ve Sürmeli bölgesinden çekilince her yerleşim biriminde hatta köylerde “belediye ve muhtarlık” hizmetine benzer sosyal yapılar oluşmuştur. Bu doğaldır çünkü bölgeyi yöneten Ruslar artık yoktur.

İkincisinde, güya “Iğdır İcra Komitesi” Müslüman ve Hristiyanlardan oluşuyormuş! Sorum şu: Bu Hristiyanlar kimdi acaba? Biliyorum Sayın Akyıldız’ın cevabı “Ermenilerdi,” olacak.  O halde şu cümle ne anlama geliyor: “Müslümanların ve Hristiyanların oluşturduğu bu komite, Ermenilerin baskılarına daha fala dayanamayarak yıkılmıştır.”

Eğer siz değerli okuyucularım bu cümleden bir şey anlıyorsanız, yani Iğdır şehir merkezinde o dönem Ermenilerden başka Hristiyan toplulukların yaşadığına inanıyorsanız o zaman “Iğdır İcra Komitesi”nin varlığını ben de kabul edeceğim.

ALİ MİRZE BEY’E İHANET EDİLEMEZ

Sayın Akyıldız, bu kez milis teşkilatlarının isimlerini sıralıyor. En önemli ismi yani Ali Mirze Bey’i yutuyor. Geloylu Aşireti (Ahmed Şemo (Hun)), Redkan Aşireti (Hacı Tahir Muçu), Gelturan Aşireti (Emerê Besê (Ömer Bülbül)), Ali Mirze Bey’in komutasında tek bir güç olarak birleşmişlerdir. Ali Mirze Bey, Ermeni komitacılara karşı verilen savaşta en önemli görevi üstlenmiştir.

ARAS TÜRK CUMHURİYETİ, NAHÇIVAN ŞEHRİ MERKEZLİ OLARAK KURULMUŞTUR

Aras Türk Cumhuriyeti, 22 Kasım 1918-26 Haziran 1919 tarihleri arasında Nahçıvan şehri Başkent olacak şekilde kurulmuştur. Bu Cumhuriyet’in kuruluşuna, Sürmeli (Iğdır, Aralık, Tuzluca (Kulp)) bölgesinden delege katılmamıştır. Sürmeli Bölgesi ne Aras Türk Cumhuriyeti’ne ne de Kars merkezli kurulan Güneybatı Kafkasya Milli Hükûmeti’ne delege göndermemiştir.

ERMENİLERİN, KÜRT KÖYÜ KUCAK’TA YAPTIĞI KATLİAM HEP GÖZ ARDI EDİLİR

Ermeniler, sadece Azeri köylerinde değil Kürt köylerinde de katliam yapmışlardır. Kucak köyünde, 200’den fazla ahali, boğazları kesilerek katliama uğratılmıştır. Nedense Iğdırlı araştırmacılar (!) “Kucak” ismini yazmak istemezler.

YEREL MİLİS GÜÇLER VE ÖZELLİKLE BAYAZIT SANCAĞINDAN GELEN HAMİDİYE ALAYLARI BİLE BİLE GÖZ ARDI EDİLMEKTEDİRLER

Iğdır’ın en zor yıllarında, yani Ağustos 1919-Ekim 1920 tarihleri arasında, tek bir Osmanlı askerinin ayağı Sürmeli bölgesine değmemiştir. Ağustos 1919’da Bayazıt Sancağından Şeyh İbrahim Bey’e bağlı Celali Hamidiye Alayı mensubu Bıro Heski Telli (İbrahim Ağa), etrafı sarılmış olan Melekli köyündeki 3000’i aşkın Azeri sivili kurtarır. Osmanlı (BMM) güçleri, katliamların olduğu en zor gününde Iğdır’a yardıma gelmemiştir.

Kasım 1920’de yapılan son saldırıda Yerel Milis Güçleri-Hamidiye Alayları ve Osmanlı (BMM)Askerleri birlikte Iğdır’ı kuşatmışlardır. Ermeniler, Iğdır’ı bir hafta öncesinden boşaltıp Aras’ın öte yakasına çekildikleri için Iğdır, çatışma olmadan ele geçirilmiştir. (Şehit Mehmet Çavuş hikayesini hatırlayalım!)

Sayın Akyıldız’ın, “Bölgedeki vahşetin çok artması üzerine TBBM’in emri ile Doğu Ordular Komutanı olarak görevlendirilen Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordu, harekete geçerek bölgeyi kurtarmış ve 3 Aralık Gümrü Anlaşması imzalanmıştır,” şeklindeki ifadesi doğru değildir. Üstelik o yıllarda TBMM değil BMM vardı. Kazım Karabekir Paşa’nın ayağı Iğdır toprağına, 1,5 yıl sonra (Mayıs 1922) değmiştir.

AĞRI DAĞI İSYANI NE ZAMAN SONA ERDİ?

İşimize geldiği zaman, “Ağrı Dağı’nın zirvesi dahil olmak üzere % 65’i Iğdır ili sınırları içindedir,” diyerek Ağrı Dağı’nı sahipleniriz ama her nedense şu ana kadar tek bir yazar, aydın, öğretim görevlisi, gazeteci hemşerim Ağrı Dağı İsyanı ile ilgili tek bir araştırma yapmamış veya yazı kaleme almamıştır. Böyle olunca elbette Sayın Akyıldız, Ağrı Dağı İsyanı’nın bitiş tarihini 1930 değil 1937 olarak verecek, büyük bir hata yapacaktır. Sayın Akyıldız’ın ifadesi şöyledir:

“Iğdır, Türkiye Cumhuriyeti döneminde Beyazıt sancağı ve sonra iline bağlı olmuşsa da 1937’deki Ağrı İsyanı sonrasında yeniden yapılan idari taksimatla Kulp (Tuzluca) ile birlikte Kars’a bağlanmıştır.”

Diğer ifadelerdeki hata ve tahrifatları hoş gördüm. Ancak Sayın Akyıldız’ın en son ifadesi kabul edilebilir bir “hata” değildir. Iğdır, Kars’a 1937’de bağlanmadığı gibi daha öncesinde Ağrı iline bağlıydı.

Iğdır, il oluncaya kadar şu süreçlerden geçmiştir:

Iğdır, Kasım 1920’de Bayazıt Sancağına bağlanır.

Iğdır, 1927’de Ağrı (o zamanki ismiyle Karaköse) iline bağlanır.

Iğdır, 1934’de Kars iline bağlanır.

Iğdır, 27 Mayıs 1992’de il olur.

1927 yılında Vilayet merkezi Bayazıt şehrinden Karaköse şehrine taşınır ama vilayetin adı “Bayazıt” olarak kalmaya devam eder. Aslında buna benzer durumu bugün de (Kocaeli Vilayeti / İzmit) veya (Sakarya Vilayeti /Adapazarı) veya (Hatay Vilayeti /Antakya) gibi durumlarda görebiliriz. 1934 yılına kadar “Bayazıt Vilayeti / Karaköse idare merkezi” ifadesi devam etmiş, 1934’de hem Vilayetin hem de Karaköse şehrinin adı “Ağrı” olarak değiştirilmiştir. İstanbul’da yani batıda bir “Bayazıt” olduğundan karışıklık olmasın diye Bayazıt kazasının adı da Doğubayazıt olarak değiştirilmiştir.

Iğdır Tarihi, kutsaldır. Lütfen, tahrifata son verelim. Iğdır, bizimdir, hepimizindir. Doğrulara birlikte sahip çıkalım sevgili hemşerilerim!

NOT: Toplantıya katılan değerli hemşerilerimi tenzih ederek yazıyı kaleme aldığımı özellikle belirtmek isterim.

Reklam

Yorumlar

  1. Seven dedi ki:

    Değerli yazarımız, yazdıklarınıza katılmıyorum diyen kim varsa ya yaşlılarını hiç dinlememiş,yada yaşlıları sağır ve dilsizmiş; veya zihinsel özürlü bir kuşakmış .. Iğdır’da doğup da bu Ermeni savaşları masalıyla ( hepsi acı dolu) büyümemiş elli/ altmış yaş kuşağı yoktur…Sizin araştırmalarınızı nasıl dikkatle, özenle ve titiz bir takiple yazdığınıza benim köyümün yaşlılarının anıları şahit.. Öyle bir yüzsüzlüğe maruz kalmış ki tarih , o yüzsüzlük körlüğe ( siyasi üçkağıtçı) beşik oluşturmuş…
    Kimse gerçeği merak etmiyor..olsun. Babam derdi ” niye Allah görmüüür”..

    1. MÜCAHİT ÖZDEN HUN dedi ki:

      Seven Hanım, Iğdır’ımızı “dar siyasi” bir çerçeveden çıkarıp, kendi gücümüzün farkında olarak, özgüven dolu ve cesur adımlarla ilerlememiz gerekiyor. Bu konuda samimi adım atan her bireyin, kurumun ve örgütün yanında olmalıyız. Umarım, “samimiyet ve dayanışma” ağacı, Iğdır toprağında kök salar, dallanır, budaklanır . Selam ve saygılarımla…

Yorum Yaz

Yukarı Çık