BİREY VE DEVLET

5 ay önce
269 kez görüntülendi

BİREY  VE DEVLET

13/04/2020

BİREY  VE DEVLET

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifası ve bu istifanın kabul edilmemesi konuşuluyor.  Olayın çok yönlü değerlendirilmesi bir yana, sokağa çıkma yasağı olgusunda bir ayrıntıyı irdelemeyi önemli buluyorum.

Süleyman Soyluya göre; yasak gece yarısına az kala alınmasaydı da yine izdiham olacaktı, halk sokaklara dökülecekti.  Sokağa fırlayan halkın önemli bir kısmı yasağın Pazar gecesinden sonra da devam edebileceği kaygısını dile getiriyorlardı.  Sırtında çuval dolusu ekmekle koşturanları anımsayalım.

Almanya’da ikâmet eden bir yakınıma oradaki salgın ortamındaki yaşantılarını sordum.  “Burada herkes ne yapacağını biliyor.  Belirli zamanlarda dışarı çıkıyoruz, yürüyüş yapıyoruz, alışverişimizi yapıyoruz, sosyal mesafeye dikkat ediyoruz.  Zamanımızın ekserisi evde geçiyor, elbet. Hükümet her türlü ihtiyacımızı karşılıyor, bir sıkıntımız yok.” şeklinde merakımı gideriyor.

Bir tarafta yetkili yurttaşa, yurttaş yetkilisine güvenmiyor.

Bir tarafta yurttaş-yetkili arasında tam güven oluşmuş.

Corona salgını gibi tüm dünyayı tehdit eden tehlike karşısında-ulusal ölçekte- yurttaşın devletine güveni yaşamsal önem kazanmış durumda; birlik beraberlik içinde savuşturulacaktır, böylesi bir afet.  Ülkemiz bağlamında birey, devletine olan güvenini çok önceden yitirmiş durumdadır.

*Toplum “taraflara” ayrılıp, “benim tarafımda olmayan ber-taraf olur” denirse;

*”Mülakatlar” marifetiyle yandaşlar işe alınırsa;

*Yargıya güven yerlerde sürüklenirse;

*Parasal politikalarda şeffaflık olmazsa;

*Gelir dağılımında yurttaşlar arasında uçurum oluşursa;

*Seçim sonuçları tekrar tekrar şaibeye neden olursa;

*En üst yetkililerin bir sözü diğerini tutmazsa;

Hafta sonu yasak manzaralarına ve bunun yol açtığı kabine krizlerine daha çok tanıklık ederiz.

Almanya gibi kapitalist sistemle yönetilen devletler, “uyarınca” yurttaşını sömürür, ancak “devlet” olma ilkelerini de titizlikle uygular.  Bizde öyle değil; çarpık bir kapitalist sistemi ortaçağ kafasıyla yönetiyoruz; altı kaval üstü şişhane!

Temel sorunumuz budur.

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık