BİR ÜLKÜCÜ ÖLMÜŞ DİYELER

2 hafta önce
206 kez görüntülendi

BİR ÜLKÜCÜ ÖLMÜŞ DİYELER

BİR ÜLKÜCÜ ÖLMÜŞ DİYELER

22/01/2023

Başlığı okuyunca aklınıza gelen dörtlüğü tahmin ediyorum. Bir garip ölmüş diyeler/ üç günden sonra duyalar/ soğuk su ile yuyalar / Şöyle garip bencileyin. Yunus’un dörtlüğü.

 

Ülkücüden kastım Sinan Ateş. Gerçi şiirdeki gibi öldüğünü duymak bırakın üç günü üç saat bile sürmedi. Garip de sayılmazdı, soğuk su ile de yumadılar. Sevenleri, arkadaşları çoktu ve son yolculuğunda yalnız bırakmadılar.

 

Vakitsiz , vadesiz öldükten  sonra dünyanın en görkemli, en kalabalık cenaze törenini yapsanız ne olur. Ne iki çocuğun tarifsiz acısına çare olur ne tek başına kalmış genç bir kadının çaresizliğine ne de anne babanın yüreğindeki yangına.

 

Yetmişli yılların cehenneminde geçen öğrencilik günlerimde birisi : ‘ Gün gelecek okulu bitireceksin, çoluk çocuğa karışıp dede bile olacaksın, bir ülkücünün öldürüldüğünü duyacaksın ve  çok  üzüleceksin’ dese mümkünü yok inanmazdım. Oysa neler hissettiğimi anlatmaya  ‘üzülmek’ sözcüğü yetersiz kalır. Gencecik bir insan, geride kalanlar, yıkılıp gitmiş hayaller…acılar… ateş düşmüş yürekler…

 

O günlerde bir ülkücünün ölmesi bir faşist eksildi anlamına gelirdi devrimciler için. Zaten bir devrimcinin ölmesi de bir komünist eksildi demekti ülkücülerin gözünden. İç savaşa benzer bir ortam vardı o yıllarda. Günde ortalama on kişi öldürülüyordu. Öncelikli hedef üniversitede okuyan öğrencilerdi. Öğretim üyeleri, polis müdürleri, eski bakanlar, yazarlar, gazeteciler, toplumun tanıdığı bildiği kişiler hedefti. Yeter ki cinayet ses getirsin, her defasında daha büyük tepki oluşsun. Seksen darbesinden sonra , darbenin başındaki adamın anlattıklarından öğrenecektik asayişin kasten sağlanmadığını. Maksat darbeye zemin oluşsun. Meğer cinayetlere bilerek isteyerek göz yummuş bu cinayetleri önlesin diye görev verilen  darbeciler. Çünkü darbe öncesinde sıkı yönetim ilan edilmiş, milletin güvenliği de askerlere emanet edilmişti.

 

Ancak yaşadıklarımız bize de ülkücülere de çok şey öğretti. Bizim mahalle daha erken uyandı. Şiddet ve uçuk kaçık hayallerle arasına mesafe koydu. Kalan marjinaller de kitleler nezdinde tahakküm gücünü de itibarını da kaybetti. Ama anlaşılan o ki Ülkücü camiada bu hesaplaşma yaşanmamış daha.

 

Aslında benim gibi ülkücü kökenden gelmeyenlerin değil de bizzat Ülkücülerin bağıra çağıra anlatması lazım neler olup bittiğini. Gerçi bu cahil aklımızla neler olup bittiğini anlamaya  , bir gerekçe bulmaya çalışıyoruz ama bu yetmez. Ülkücü hareketin içinden gelen arkadaşlarımızın korkmadan çekinmeden isim belirterek, zaman ve mekan göstererek bu cinayetin arkasında yatanları anlatmaları gerek.

Bilsinler ki artık benim açımdan ölen bir faşist değildi. Ölen gencecik bir akademisyendi, bir babaydı, bir eşti, bir evlattı. O genç yaşında yaşadıklarından dersler çıkarmış bir ülkücüydü. Mensubu olduğu siyasi harekete de ülkedeki siyasi birikime de faydalı olabilecekken yok yere katledilmesi hepimiz için bir kayıp olmuştur. Allah rahmet etsin.

 

 

The following two tabs change content below.
Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık