ANILARIMIZ VE ALAMET-İ FARİKAMIZ GİDİYOR

2 ay önce
208 kez görüntülendi

ANILARIMIZ VE ALAMET-İ FARİKAMIZ GİDİYOR

28/02/2021

ANILARIMIZ VE ALAMET-İ FARİKAMIZ GİDİYOR

Caz müziğinin kraliçesi Ayten Alpman’ın 1965 lerde okuduğu nefis bir parça vardı.

Anılar anılar,

Sizde mi hatalar

Anılara baktığımda

Karardı dünyalar

            Su depoları yıkılacakmış. İçim sızladı. Büyük su deposu 1952 yılında yapıldı. Temelini hayal meyal ve sisli olarak hatırlıyorum. Ama sonraki yıllarda, oyun alanımız idi. Zira çevresinde büyük bir boşluk  alan vardı. Evimiz depoya 50 metre mesafede idi. Bu günkü Merinos’un yeri.

            Kovboyculuk, top, aşık, kılıç, ağlatma gibi oyunları orada oynardık. Topaçlarımızın ucunu sivriltmek için deponun çimentolarına sürterek biçim verirdik.

            Yaptığımız sapan (kuşvuran) ve yaylar ile deponun üzerine, tahta kısmına atarak yarışırdık. Cahit Sıtkı’nın dediği gibi

  Uzun olaydı o günler

Yere düşen ekmek parçasını

Öpüp başımıza koyduğumuz günler

            Depoya su Orgof (Suveren adını sonradan yaptığı hizmete binaen aldı) bulağından gelirdi. Kendi rejimi ile depoya çıkar sonra şehre dağıtımı yapılırdı.

            İleriki yıllarda, ramazan ayında deponun çevresine ışıklar kondu. O ışıklar yanınca iftar oldu demekti. Bilahare siren de konuldu.Çünkü şehrin her yerinden görünür ve duyulurdu.Şimdiki gibi her cami bir telden çalıp kendilerine göre ezan saati hesaplamazlardı.Birlik dirlik.düzen disiplin vardı.

            Hep şunu düşünürdüm. Deponun katları kapatılarak kahve-restoran yapılırsa nasıl olurdu. Yüksekliği ve çevresinin bakirliği nedeniyle Iğdır’ın güzelliği, bütün ihtişamı ve görkemiyle ayaklarımızın altına serilmez miydi? Eyfel Kulesi’nin minyatürü olamaz mıydı?

            Şimdi bu depo yıkılacak. Onunla beraber anılarımda. İçimden bir şeyler kopuyor. Nefesim daralıyor. Ulumak, haykırmak, ağlamak istiyorum. Yapamıyorum. Bu beceriksizliğimden ötürü de, hatıralarım kalbimi sıkıştırıyor.

            Kolay mı o su deposunun dibinde ve çevresinde liseyi bitirinceye kadar yanı 1964 yılına kadar oyunlar oynamış, neşe ile gülmüş, cıvıldamış, kavga etmişiz. Aşkımıza ithaf ettiğimiz şiirleri ,güzel sözleri deponun duvarlarına renkli tebeşirle yazmışız.Geceleri transsistörlü radyo ile Sezen Cumhur Önal’ın Pop-Beatlıs müziğinin versiyonlarını dinlemişiz. Depo büyük bir anten görevi görürdü. Radyo orta ve kısa dalgaları daha iyi çekerdi.

            İşlevi, görevi bitmiş su deposunun. Yerinde durmasının zararı var mıydı? Mahallemizin alamet-i farikasıydı. Sembolüydü. Nirengi noktası idi. Su deposundan az ileride, su deposunun yanında…diyerek adres tarifi yapılırdı.

            Orhan Veli gibi

Gemliğe doğru

Denizi göreceksin

Sakın şaşırma

diyemiyeceğim artık.

            Bana sorup duruyor mahalleli. Niye yıkılıyor? Bilmiyorum? Belediye aslında bu konuda zaman zaman açıklamalar, basın toplantıları yaparak bizler aracılığı ile halkı bilgilendirmelidir.

            Ve böylesi toplantıda o ünitenin bir parçası olarak (kendimi öyle görüyorum.) bir şeyler söyleyebilir, sorabilirdim. Vakit geçmiş değil. Teknik olarak yıkılması zaruret halini almamışsa, yerinde durmasını, kulenin tadilat ile eğlence, oturma, çay içme yeri haline dönüştürülmesini hayal eder ve öneririm.

            İtfaiye binası da yıkılacakmış. O bina yapılalı daha ancak 15 yıl anca oldu. Yapılınca gerekçe neydi? Ve şimdi o gerekçeler ortadan kalktı mı ki yıkılıyor.

            İtfaiye binası oraya yapıldığında şiddetle itiraz etmiştim. Merkezi bir yerde itfaiye binası olmaz. Etrafı dükkan, kahve ve insan akışı yoğun. İtfaiye araçları zor çıkıp- içeri park ediyor. Yani kalkması iyi. Fakat bina yıkılmasa olmaz mıydı? Nedenleri teknik açıklaması nedir. Fakat orada itfaiye binası olmazdı. Olmuyordu. Kaldırılması isabetli olmuştur. Dilerim, yerine, mahallemize canlılık getirecek bir şeyler yapılır.

            Önce aynalar fark edecek yokluğumu

            Sonra sen

Sen fark ettiğin zaman

İş işten geçmiş olacak.

Kısaca kocadık. Etrafımdaki her şey değişiyor. Bu değişiklikler ise ruhumu yaralayıp, hatıralarımı parçalıyor. İstemesem de iş işten geçiyor.

Coşkun Sabah’ın hüzünlü şarkısı ile bitireyim.Zira yıkılan beton yığını değil geçmişim, gençliğim,çocukluğum

Bu gün içimde hüzün var

Gözümde canlandı anılar

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık