IĞDIR’IN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ  MUDUR? 

1 hafta önce
176 kez görüntülendi

IĞDIR’IN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ  MUDUR? 

IĞDIR’IN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ  MUDUR? 

21/11/2022

İstanbul’da KARS – ARDAHAN – IĞDIR GÜNLERİ düzenlenmiş olması ne güzel.  Elbette bu tür etkinlikler Iğdır’ımızın sosyal, kültürel, ekonomik yönden tanıtımı için son derece önemli ve yararlıdır. Düşünenleri, çaba gösterenleri, emeği geçenleri, katkıda bulunanları içtenlikle kutlarım.  Ama bir eksiği de var ki bu işin, hem de önemli bir eksiği!

Iğdır’lı bir Öğretim Görevlisi, Yeminli Mali Müşavir, Bağımsız Denetçi ve bir yazar olarak (6 adet şiir kitabı çıkarmış, bu dalda ödül almış; 30 bin sayfa mali konularda  mesleki kitap yazmış; mali kitapları Türkiye de çok satanlar arasına girmiş bir hemşeriniz olarak) bu etkinlikten bilgimin olmaması bir yana;  bu etkinliği Ardahan’lı bir şair arkadaşımın gönderdiği afişten öğrenmek elbette benim için üzüntü verici olmuştur. İşte o afiş, dikkatlice bir bakın inceleyin bakalım.

Yukarıdaki afişte; Kars, Ardahan, Iğdır kültürünü temsil eden 18 kişi arasında, Iğdır’dan kaç eğitimci, kültür ve sanat adamı görebiliyorsunuz?

Kars, Ardahan,  Iğdır günlerini organize eden hemşerilerimin kimler olduğunu bilmiyorum, asıl onlara seslenmektir amacım.    “Neden; Kars, Ardahan kültürünü temsil eden afişteki 18 kişi arasında Iğdır’dan birkaç eğitimci, gazeteci, kültür ve sanat adamı yok?

“Iğdır’ı bu denli kültürel yoksulluk içinde gösterme hakkınız  var mı? Neden kültür ve sanat  adamlarımıza, kültür varlıklarımıza sahip çıkmaktan bu kadar ürküyor, çekiniyor, kayıtsız kalabiliyorsunuz?

Gurur duygusu olan her Iğdırlının da bu tabloya baktıkça incinmiş olacağını düşünüyorum.   Şahıs olarak bizler sizler bir yana, Iğdır il olarak, kent olarak, kültür olarak utanmamış mıdır bu tablodan?

Iğdır’ı bu etkinlikte temsile yetkilendirilmiş arkadaşlarıma sesleniyorum: bu kurak  tablodan onları sorumlu tutuyor, daha şimdiden başarısız buluyorum. Iğdır kültür ve sanat adamlarıyla orada yerini almış olsaydı, imza günleri düzenleyip; hayatın sadece yemek – içmek, damak zevki olmadığını, toplumların en büyük zenginliklerinin; kültürel birikimleri, kültürel varlıkları olduğu anlatılmış olsaydı,  kentimizi kültürel yönden de tam ve doğru tanıtmış olsaydık bundan tek tek kişiler değil Iğdır kazançlı çıkmaz mıydı?

Hoş görünüze sığınarak, yeri de gelmişken, ve ilk kez kendimden söz etmek gerektiğini düşünüyorum:  Ben, bir ay önce İzmir Kitap fuarında BESAM standında davet üzerine imza günü yaptım.  Değişik yıl ve zamanlarda İzmir Enternasyonal fuarında, Sapanca kültür festivalinde, Ankara Yükselişte, Hacıbektaş’ta ve daha başka yerlerde “fotoğraf ve şiir sergileri eşliğinde imza günleri” yaptım. Türkiye’mizin  kültüründe hak ettiğim kadar payımı aldım, ne az ne çok. Eserlerimin tamamı internet ortamında izleniyor, isteyen herkese açık, ulaşılabiliyor. Ankara’da kurulan Türkiye Edebiyatçılar Derneğinin kurucularından ve Kuruluş döneminin Denetim Kurulu üyeliğini yaptım. BESAM’IN kayıtlı üyesiyim.

Şimdi asıl konuma dönüyorum; peki, bir Iğdır’lı olarak Iğdır tanıtımında bir emektar olarak neden yokum, benim dışımda Iğdır’lı diğer eğitim, kültür ve sanat adamları neden yok?

İsimlerini tek tek sayamayacağım Iğdır’ın kültür varlıklarını oluşturan önemli ve değerli katkıları bulunan;  şairler, ozanlar, yazarlar, eğitimciler, gazeteciler varken, Iğdır’ı kültür ve sanat yoksunu gibi göstermek,  Iğdır’ın kültür ve sanat varlıklarını, değerlerini yok saymak kime ne kazandırır ki?

Bir çelişki daha var! Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü’müzün hazırladığı ve basımını gerçekleştirdiği ŞEHRİMİZ IĞDIR KİTABINDA  Iğdır’ın yetiştirdiği kültür adamı olarak adımın geçmesine karşın, Iğdır tanıtım günlerinde  bana ve başka kültür insanı hemşerilerimize yer verilmemiş, bilgilendirilmemiş olması nasıl izah edilebilir bir davranıştır?

Peki; kültür olmadan bir il, bir ülke, bir devlet nasıl tanıtılır ki?  Iğdır’ı sadece damak zevki, damak lezzeti peşinde koşan bir il olarak mı tanıtacağız?   Bu güzelim dünyada sadece yemek – içmek için mi geldik, bunun için mi varız? Geçmişten geleceğe uzanan bu hayat yolculuğunda kadim bir kültüre, coğrafyaya sahip üretken, özel bir toplumduk hani?

Ne biz, ne de kadim kentimiz Iğdır bu yalnızlığı hak etmiyor! Damak zevki ve lezzet geçici bir duygudur, doyumla kaybolur. Bir kentin tanıtımı sadece damak zevki ve lezzetiyle değil, eğitim ve kültür varlıklarıyla gerçekleşebilirse kalıcı olur. Unutmayalım gelecek kuşaklar bizi izliyor, gözlüyor, değerlemesini de yapacaktır elbet.

Kültür adamlarımızı dışlayarak değil, kucaklayarak, birlik-dirlik sağlayarak, büyüyüp geliştirebiliriz Iğdır’ımızı…

Büyük önderimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün muhteşem, anlam taşıyan bir sözünü Iğdır’ımızın kültürel yanını unutan hemşerilerime hatırlatarak, yazımı noktalamak istiyorum: “Sanatsız kalan milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

21.11.2022

                                                                                             İslam ÇANKAYA/ Öğretim Görevlisi.

The following two tabs change content below.
Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık